Depresyon (Çökkünlük) Nedir?
Duygudurum, kişinin bir süre boyunca kendi nasıl hissettiğinin yanıtıdır. Depresyon, bir duygudurum bozukluğudur. Çökkün duygudurum (depressed mood) halinde kişi üzüntü, keder duyguları hisseder.
Depresyon teriminin günümüzde kullanılan birçok anlamı vardır. Bunlardan en sık kullanılan üç anlamı aşağıda sıralanmıştır:
- Normal bir duygulanım (affect) olarak depresyon: Her insanda karşımıza çıkabilecek bir duygu halidir. Günlük dilde, insanın önemli bir şeyi yitirdiğinde yaşadığı üzüntüdür.
- Ruhsal bir belirti (semptom) olarak depresyon: Günlük yaşamın üzgün, hüzünlü, elemli geçtiği bir duygudurumdur (mood). Bu anlamıyla depresyon, birçok rahatsızlığa eşlik edebilir.
- Psikiyatrik bir hastalık olarak depresyon: Melankoli denen, konumuzla ilişkili anlamı budur. Bir grup belirtisi ve döngüsel özellikleri olan bir rahatsızlıktır.
Depresyon Belirtileri Nelerdir?
Depresyon, sürekli bir üzüntü haliyle karakterize edilen ve isteksizlik, ilgi kaybı, zevk alamama (anhedoni), enerji düşüklüğü, dikkat dağınıklığı, kararsızlık, değersizlik ve suçluluk duyguları, uyku düzeninde bozulma (artma veya azalma), iştah ve kilo değişiklikleri, ölüm düşünceleri, psikomotor yavaşlama veya ajitasyon gibi belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır.
Depresyonun belirtileri aşağıda sıralanmıştır:
- Genel görünüm: Hastalar genellikle hüzünlü bir yüz ifadesine sahiptir. Durgun, sıkkın görünebilirler ancak bazen tedirgin olurlar ve yerinde duramazlar.
- Konuşma ve ilişki kurma: Depresyon çok şiddetli değilse hastayla ilişki kurulabilir ancak çok şiddetliyse ilişki kurmak güç olabilir. Depresyon hastasının konuşması sessiz ve yavaştır. Çok ağır depresyonda mutizm (hiç konuşmama) gözlemlenebilir.
- Duygulanım: Hasta çökkün bir duygudurum içindedir. Ağır depresyonda üzüntü, keder gibi duygular çok ağır olarak yaşanabilir. Bu duyguların yanı sıra öfke, kaygı, tedirginlik, umutsuzluk, isteksizlik, zevk alamama (anhedoni) gibi duygular da gözlemlenebilir. Özellikle sabahları karamsarlık görülür.
- Bilişsel yetiler: Hastalarda bellek bozukluğu olmaz ancak unutkanlık gözlemlenebilir. Bilinç açıktır. Yer ve yönelim bozukluğu görülmez. Nadiren algı bozukluğu görülebilir.
- Düşünce süreci ve içeriği: Hastanın düşünce hızı yavaştır. Düşünce içeriğinde kaygılar, olumsuz anılar, pişmanlıklar olabilir. Hasta kendini işe yaramaz, değersiz, suçlu, umutsuz, kararsız hissedebilir. Hastanın özdeğeri azalmıştır. Depresyona bağlı olarak intihar düşünceleri gözlemlenebilir. Depresif hastaların %75’inde ölüm düşünceleri bulunur.
- Devinim: Genel anlamda hastada devinimde yavaşlama gözlemlenir. Konuşmaları yavaş veya hareketleri daha ağır olabilir. Ağır depresyon hastalarında psikomotor ajitasyon da görebilir.
- Bedensel ve fizyolojik belirtiler: Yeme isteğinde azalma ya da aşırı yeme, uykuda bozulma, enerjide azalma, yorgunluk gözlemlenir. Kabızlık, cinsel isteksizlik, orgazm ve sertleşme sorunları sık görülür.
Depresyon Türleri Nelerdir?
Depresyonun türleri aşağıda sıralanmıştır:
- Melankolik özellikli / Somatik belirtili depresyon: İlgide azalma (anhedoni), duygusal tepki kaybı, derin hüzün, sabah erken uyanma ve kötü hissetme, psikomotor yavaşlama, iştah azalması, aşırı suçluluk düşünceleriyle karakterizedir.
- Atipik özellikli depresyon: Bu depresyon türünde kişi, çevresel koşulların hafiflemesi sonrasında geçici olarak kendini daha iyi hissedebilir. Aşırı uyku (hipersomni), iştah ve kilo artışı, ağırlaşma hissi, insan ilişkilerinde aşırı duyarlılık temel belirtilerindendir.
- Psikotik özellikli depresyon: Psikotik çökkünlükler daha şiddetlidir ve hastalık daha genç yaşta başlar. Değersizlik ve suçluluk duyguları, psikomotor ajitasyon ve intihar düşünceleri yaygın olarak görülür. Kişi, bu belirtilerin yanı sıra sanrılar görür.
- Mevsimsel özellikli depresyon: Her yıl sonbahar ve kış aylarında yineleyen, ilkbahar ve yaz aylarında iyileşen depresyon türüdür.
- Bunaltılı (Anksiyeteli) depresyon: Depresyona sıklıkla kaygı belirtilerinin eşlik ettiği depresyon türüdür. Bu depresyon türü, genellikle diğer depresyon tiplerine göre daha şiddetlidir ve intihar riski daha yüksek olabilir.
- Karma özellikli depresyon: Depresyon ile birlikte manik belirtilerin eş zamanlı olarak görüldüğü bir depresyon alt tipidir. Majör depresif bozukluk tanısı alan bir kişide en az üç mani belirtisinin bulunması durumunda karma özellikli depresyon tanımlanır.
- Postpartum depresyon (doğum sonrası depresyonu): Doğumdan sonra annelerde ortaya çıkar. Hormon değişimleri ve stres bu durumu tetikleyebilir. Yoğun üzüntü, kendine ve/veya bebeğe zarar verme düşünceleri, yorgunluk, aşırı anksiyete, sık ağlama belirgin özelliklerindendir.
Distimik Bozukluk (Distimi) Nedir?
Distimik bozukluğun eski isimleri nörotik çökkünlük, depresif kişilik, nevrastenidir. DSM- III ve IV’te distimik bozukluk, DSM- V‘te distimi (direngen depresif bozukluk) olarak adlandırılmıştır. Bu hastalarda görülen çok ağır olmayan depresyon, uykuda bozulma, karamsarlık, mutsuzluk, halsizlik, istek ve ilgi kaybı gibi sıkıntılar en az iki yıl sürer. Distimik bozuklukta psikoz belirtileri görülmemektedir. Bu hastalık genelde genç yaşlarda başlar ve hastalarda alkol gibi maddelere eğilim riski yüksektir. Bozukluğun önemli bir özelliği olan süreğenlik, bu bozukluğun kişilik yapısı sanılmasına neden olabilmektedir.
Depresyon Geçirme Riskini Artıran Faktörler Nelerdir?
Depresyonun ortaya çıkmasına neden olan tek bir sebep yoktur. Biyolojik, psikolojik ve çevresel birçok faktör depresyon riskini artırabilir. Bu faktörler aşağıda sıralanmıştır:
- Biyolojik Faktörler: Ailede depresyon öyküsünün bulunması, beyin kimyasındaki değişiklikler, hormonel değişiklikler (doğum sonrası dönem gibi), bazı kronik hastalıklar depresyon riskini artırabilir.
- Psikolojik Faktörler: Çocukluk travmaları, yas, boşanma gibi olumsuz yaşam olayları; kendine güvensizlik, suçluluk düşünceleri, kendisiyle ilgisi olmayan olayları kendine yönelik değerlendirme, aşırı genelleme gibi düşünceler; bağımlı veya obsesif kişilik özellikleri depresyon riskini artırabilir.
- Çevresel Faktörler: Ekonomik sorunlar, aile problemleri, yalnızlık, sosyal desteğin az oluşu, iş hayatında yaşanan olumsuz deneyimler, iş kaybı, yaşanan bedensel sağlık problemleri, onur kırıcı durumlar gibi birçok etken duygudurum bozukluklarının ortaya çıkmasında risk arttırmaktadır. Duygudurum bozukluğunun ilk kez yaşandığı döneme bakıldığında önemli bir yaşam olayının dikkat çektiği gözlenmiştir. Biyolojik yatkınlığı olan kişilerde bu tarz yaşam olayları hastalığın başlangıcında önemli role sahip olabilmektedir. Yaşanan psikososyal sorunlar arasında en önemli etkenin kişinin bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde anne- babadan uzun süreli ayrılık yaşaması olduğu bildirilmiştir. Bu tür stresler, nöroendokrik dizgede izler bırakmaktadır.
Depresyonun Fiziksel ve Zihinsel Etkileri Nelerdir?
Depresyonun bazı fiziksel belirtileri aşağıda sıralanmıştır:
- Depresyon hastalarının yüz çizgileri derin, omuzları çökük olabilir. Hastanın kişisel bakımı azalmıştır.
- Kişide genel bir yavaşlama veya ajitasyon (yerinde duramama, ileri geri yürüme vb.) olabilir. Hasta güçsüz, halsiz olup çabuk yorulabilir.
- Çok uyuma (hipersomni) veya uykusuzluk (insomni) gibi uyku bozuklukları görülebilir. Sabah erken uyanma ve uyandıklarında ağır bir sıkıntı hali sık görülür.
- Hastaların çoğunda yeme isteği azalmış ve hasta kısa sürede zayıflamıştır. Kişi yemeklerden tiksinmiş olabilir. Daha seyrek olarak aşırı yeme ve kilo artışı da görülebilir.
- Kronik ağrılar, baş ağrısı ve mide-bağırsak sorunları, kabızlık sık görülür.
- Cinsel isteksizlik olabilir. Cinsel eylemde azalma ve zevk alamama görülebilir. Bu isteksizlikle bağlantılı olarak sertleşme ve orgazm sorunları sık görülür.
- Hipokondriyak uğraşlar ve bedensel yakınmalar sık görülür. Hastalar birçok hekime başvurur ancak belirtilerin depresyondan olabileceği akıllarına pek gelmeyebilir.
Depresyonun bazı zihinsel ve duygusal belirtileri aşağıda sıralanmıştır:
- Hasta keyifsizlikten ziyade derin bir üzüntü içindedir.
- Kişi geleceği karanlık ve umutsuz görür.
- Önceden keyif aldığı aktivitelerden keyif alamamaya başlar.
- Kişi odaklanmakta, karar vermekte zorluk çeker. Depresyon hastaları sıklıkla unutkanlıktan yakınırlar. Örneğin yemeğini ocakta unutup yakabilir, randevularını kaçırabilir. Depresyon iyileştiğinde bu tür unutkanlıklar da geçer.
- Kişi geçmişle ilgili pişmanlıklar yaşayabilir. Düşünceleri olumsuz ve üzüntü veren anılarla doludur.
- Kendini suçlama sık görülür. Örneğin iyi bir anne veya baba olmama, iyi bir eş olamama düşünceleri belirgindir.
- Hastanın özgüveni azalmıştır. Kendini işe yaramaz, değersiz görebilir.
Depresyon Teşhisinde BECK Depresyon Testi Nedir?
Beck Depresyon Envanteri, tedavilerin değerlendirilmesinde sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Aaron T. Beck tarafından geliştirilmiş, kişinin depresyon şiddetini ölçen bir öz-bildirim ölçeğidir. 21 sorudan oluşur. Kişi bu sorular içinden kendine en uygun seçeneği işaretler. Her madde 0 ile 3 arasında puanlanır.
Depresyon Tedavisi Nasıl Yapılır?
Depresyon hastalığında psikoterapinin yeri büyüktür. Psikoterapi uygulamasıyla hastanın işlevselliğini bozan, depresyona neden olan, hastalığın yinelemesine yol açabilecek etkenler ele anılır. Terapinin türü ve süresi, kişinin depresyonunun şiddetine, yaşam koşullarına ve kişisel ihtiyaçlarına göre değişebilir.
Psikanalitik (Psikodinamik) psikoterapi yaklaşımına göre, ambivalan (iki değerli) duygular ve bilinçdışı nefret, hastayı suçluluk duygularına itebilir. Psikoterapinin başlarında daha destekleyici bir yaklaşım benimsenir. İyileşme gözlenmeye başladıkça depresyona neden olan kişilik özellikleri ele alınır. Depresyonun temelinde yatan bilinçdışı çatışmalar, geçmiş travmalar, çocukluk deneyimleri ele alınır.
Hasta içgörü sağlamaya başlar. Depresyon hastaları genellikle hayır demekte zorlanan, fedakar, öfkesini ifade edemeyen, duyarlı ve bağımlı olmaya eğilimli bireylerdir. Bu eğilimlerin nedenleri keşfedildikçe semptomlarda azalma görülmeye başlar. Kişi, duygularını uygun şekilde yaşantılayabilir, hayır diyebilmeyi öğrenir.
Bilişsel davranışçı yaklaşıma göre depresyon tedavisinde bir değerlendirme planı oluşturur. Değerlendirmeye dayalı olarak tedavi hedefleri belirlenir. Danışana bilişsel model açıklanır. Değerlendirme ve ilk seans sonrasında tedavi davranışçı müdahalelerle başlar. Etkinlik çizelgesi, ertelemeyle ilgili metaforlar davranışçı müdahale örneklerindendir. Ana müdahale olan bilişsel müdahaleler ikinci sırada yer alır.
Terapideki en önemli kısımlardan biridir. Bu kısımda bilişsel içeriğin farkına varılması ve danışana bunlara nasıl ulaşılacağının öğretilmesi, bu içeriğin ne olduğunun fark edilmesi, içeriğe dışarıdan bakılabilmesi, inancın incelenmesi, yeni bakış açılarının oluşturulması hedeflenir. Bu değişikliklerin beraberinde davranış değişikliğini getirmesi umulur.
Depresyonun ortaya çıkış nedeni her ne olursa olsun depresyonu tedavi ederken terapideki sözel ilişki ele alınmaya en uygun alandır. Bu alandaki çalışmalara “bilişsel yeniden yapılandırma” denir. Bilişsel yeniden yapılandırma yapılırken otomatik düşünceler ele alınır. Bilişsel kurama göre bilişsel yapı “otomatik düşünceler” ve “şemalar” olmak üzere ikiye ayrılır. Otomatik düşünceler, bir olayı yaşarken veya o olayı sonradan hatırladığımızda zihnimizde oluşan içerikler; şemalar ise bilgi işleme süreçlerinin altında yatan kurallar ya da inanışlardır.
Psikodinamik (Psikanalitik) Psikoterapi Yaklaşımına Göre Depresyon
Psikanalitik kurama göre depresyonda ambivalan duygular hastada suçluluk duygularına neden olabilir. Süperego, katı ve cezalandırıcıdır. İlişkilerde ikili duygular gözlemlenir; sevgi ve nefret gibi. İçe atılmış şekilde kişinin benliğinde böyle ikili duygular vardır. Depresyon hastalığında süperego, bu nefret duygusunu kişinin kendisine yöneltir. Kişinin kendisine yönelen nefret duygusu kendilik değerinin düşmesine neden olur. Kişi artık ölümü bile hak ettiğini düşünür. Böylece depresyon oluşur.
Freud’a göre depresif eğilimler, memeden erken dönemde veya aniden kesilen kişilerde görülür. Bu durum, depresif karakterdeki kişilerin “oral” özellikler göstermesini destekler. Örneğin depresif karakterdeki kişiler genellikle aşırı kilolu, alkol kullanmayı, sigara içmeyi, yemek yemeyi seven kişiler olabilir. Günümüzde psikanalistlerin depresif kişilerin oral döneme saplandığı görüşü hala yaygındır.
Depresyon Tedavisinde Hangi Terapi Yöntemleri Kullanılır?
Depresyon hastalığı tedavisinde psikodinamik psikoterapi, bilişsel davranışçı terapi (BDT), şema terapi, elektrokonvülsif terapi (EKT), EMDR (Eye Movement Desensization and Reprocessing) kullanılan yöntemlerdendir.
En İyi Depresyon Tedavisi Yöntemi Nedir?
Tedavi protokolü kişiye göre farklılık gösterir. Aynı tanıyı alan her bireyin hastalığı algılayışı ve sergilediği belirtiler farklı olabilir. Bu farklılıkta en büyük etkenlerden biri kişilik özellikleridir. Bu nedenle, tedavi yöntemi her bireyin ihtiyacına göre özel olarak belirlenmelidir. Bunun yanı sıra psikoterapi, depresyon hastalığında çok etkili bir tedavi yöntemidir.
Psikologlar Depresyonla İlgili Nasıl Yardımcı Olabilir?
Klinik Psikologlar, çeşitli psikoterapi tedavi yöntemleriyle depresyonun iyileşmesine rehberlik ederler. İyileşme gerçekleştikten sonra hastalığın tekrarlamasını (nüks) önlemek amacıyla koruyucu stratejiler belirlerler.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Depresyonda Nasıl Etkili Olur?
Seansların başlarında hastanın depresyonu nasıl yaşantıladığı, olumsuz düşünce kalıpları netleştirilir. Otomatik düşünceler sorgulanır. Bilişsel yeniden yapılandırma tekniğiyle bu olumsuz otomatik düşünceler, daha gerçekçi ve sağlıklı düşüncelerle değiştirilir.
Bilişsel davranış terapi yaklaşımına göre nasıl davrandığımız nasıl hissettiğimizi belirlemede büyük önem taşır. Seanslarda hangi davranışın değiştirilmesi gerektiği belirlenir. Danışanın hayatındaki hedefler netleştirilir. Bu hedefler doğrultusunda atılması gereken davranışlar üzerine konuşulur. Bahsedilen davranışları belirlemeyi kolaylaştırmak için danışan “aktivite güncesine” günlük hayatında yaptıklarını kaydeder. Tutulan kayıtlar seanslarda tek tek okunur ve değerlendirilir. Azalmış etkinlikler (örneğin uykusuzluk) ve artmış etkinlikler (örneğin arkadaşlarla kahve içmek) ile duygular arasındaki bağlantı netleştirilir.
Tedavide amaç, çökkün duyguduruma rağmen kişinin etkinliklere katılmaya devam etmesi ve bunun sonucunda duygularında olumlu değişimler olmasıdır. Olumlu pekiştireç sağlayacak etkinlikler artırılır. Uzun vadede bu davranışlar otomatik pekiştireç halini alır.
Danışana seans sonrasında yapması için ödevler verilir. Bireyin kaçındığı ve/veya zorlandığı egzersizler belirlenir. Kaçındığı durumlarla ilgili alternatifler oluşturulur.
Depresyon İçin İlaçsız Yöntemler Var mı?
Depresyon hastalığı tedavisinde ilaçsız yöntemler vardır. Psikoterapi en etkili yöntemlerden biridir.
Ankara’da Depresyon Terapisi Alabileceğim Güvenilir Psikologlar Kimlerdir?
Ankara’da depresyon tedavisi için klinik psikolog seçerken, seçilen uzamanın çalışma alanları, uyguladığı terapi yöntemi dikkate alınmalıdır.
Ankara’da Depresyon İçin Psikolojik Destek Seans Ücretleri Nedir?
Ankara’da depresyon tedavisini uygulayacak klinik psikoloğun taktir ettiği seans ücretleri belirleyici olur.
Ankara’daki Depresyon Danışmanlık Hizmetlerine Nasıl Ulaşabilirim?
Ankara’da depresyon danışmanlık hizmetlerine ulaşmak için öncelikle tercih edilen klinik psikoloğun internet sitesi veya sosyal medya hesabı üzerinden iletişim bilgilerine, telefon numarasına ve iş adresine erişmek mümkündür. Klinik psikoloğun çalışma alanları hastanın başvuru alanıyla uyuşuyorsa, klinik psikologla iletişime geçilir. Uygun gün ve saatler gözetilerek bir randevu oluşturulur. Görüşmeler yüz yüze ve online olarak yürütülebilir.
Depresyon Terapisi Ne Kadar Sürer?
Depresyon tedavi yöntemlerinden biri olan psikoterapinin süresi, depresyonun şiddetine, uygulanan terapi yöntemine, bireyin kişilik özelliklerine ve hastalığı nasıl deneyimlediğine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
Depresyon Tedavisine Başlamak İçin Ne Zaman Yardım Alınmalıdır?
Depresyon, zaman geçtikçe ağırlaşan bir hastalıktır. Bu nedenle erken müdahale önemlidir. Hasta, bir uzman değildir. Yaşadığı zorluğun teşhisini-tanısını koyamasa da bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındaysa destek almalıdır. Yukarıda belirtilen semptomlar ve benzeri birçok sorun, psikolojik tedavi gerektirebilir.
Özellikle kişi kendine zarar verme ve/veya intihar düşüncelerine sahipse, vakit kaybetmeden bir uzmandan destek almalıdır.
Depresyondan Kurtulmak İçin Kendi Başıma Neler Yapabilirim?
Depresyon semptomlarını artıran ve azaltan davranışlar belirlenebilir. Depresif belirtileri tetikleyen davranışlar (örneğin sosyal izolasyon) azaltılmalı, belirtileri hafifleten davranışlar (örneğin düzenli uyku) artırılmalıdır. İstikrarlı ve çeşitli rutinler yaratmak önemlidir.
Karşılaşılan zorluklara rağmen istikrar sağlanmalıdır (örneğin her gün 2 saat ders çalışmak). Sağlıklı beslenmeye özen gösterilmeli ve uyku düzeni sağlanmalıdır. Spor yapmak, hobilerle ilgilenmek depresif belirtileri azaltabilir. Sosyal hayata katılmalı, sosyal-mesleki işlevselliği bozan kaçıngan davranışlar azaltılmalıdır.
Eğer depresyon uzun süredir devam ediyorsa profesyonel bir destek almak çok önemlidir.
Depresyon Terapisi Sonuç Verir Mi? Ne Kadar Sürede Etkisini Gösterir?
Yapılan araştırmalara göre psikoterapi, depresyon tedavisinde en etkili ve kalıcı iyileşme sağlayan yöntemlerden biridir. Seanslara düzenli devam etmek, hastalığın şiddeti ve hastanın motivasyonu, iyileşme süresini belirleyen önemli faktörlerdendir.
Depresyon ile Geçici Üzüntü Arasındaki Fark Nedir?
Depresyon belirtileri en az 2 hafta boyunca devam eder. İşlevsellik büyük ölçüde bozulmuş ve kişi, günlük işlerini dahi sürdüremez hale gelmiştir. Çökkün duygudurum, neredeyse her gün, günün büyük bir bölümünde bulunur. Birçok etkinliğe karşı hastanın ilgisi azalmıştır.
Geçici üzüntü, zaman zaman yaşanabilen bir duygudur. Dolayısıyla daha kısa sürer. Yaşanan belirgin bir olay karşısında geçici bir hüzün hissedilebilir. Ancak depresyonun kökenleri çok daha derindir. Genetik, biyolojik, sosyal faktörler depresyona neden olabilir.
Geçici hüzün, yaşanan olumsuz deneyim bittikten sonra çoğunlukla ortadan kalkar. Ancak depresyon daha ağır ve uzun süren bir hastalıktır.
En İyi Depresyon Tedavi Seçeneği Nedir?
Hastalığın şiddeti, belirtilerin süresi, hastanın kişilik özellikleri ve hastalığı algılama biçimi tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde önemli rol oynar. En yaygın kullanılan tedavi yöntemleri psikoterapi ve ilaç tedavisidir. İşlevselliğin ciddi şekilde bozulduğu durumlarda, ilaç tedavisi belirgin bir iyileşme sağlayarak hastanın günlük yaşamına dönmesine yardımcı olur.
Eşzamanlı olarak uygulanan psikoterapi ile hastalığın nedenleri üzerine derinlemesine bir araştırma yapılır ve tekrarlama (nüks) riski en aza indirilmeye çalışılır. İşlevselliğin ağır derecede bozulmadığı veya hastanın ilaç tedavisini tercih etmediği durumlarda psikoterapi etkili bir seçenek olacaktır.
Depresyon Çocuk, Ergen, Yetişkin, Erkek, Kadın Herkeste Görülebilir Mi?
Depresyon, her yaşta ve cinsiyette görülebilecek bir hastalıktır. Yapılan araştırmalara göre depresyon, kadınlarda erkeklere kıyasla 2 kat daha fazla gözlenmektedir. Depresyon kadınlarda daha çok 35-45 yaşları arasında görülürken, erkeklerde 55 yaşlarından sonra görülmektedir.
Depresyonda İyileşme Belirtileri Nelerdir?
Hastanın çökkün duygudurumunun iyileşmesi, enerji ve isteğinin artması, uyku ve beslenme düzeninde olumlu değişimler görülmesi, unutkanlık ve konsantrasyonun düzelmesi, sosyal ilişkilerinin güçlenmesi ve geleceğe umutla bakmaya başlaması iyileşme belirtileridir.
Depresyon Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Depresyon tedavi edilmediğinde şiddeti giderek artar. Hastanın işlevselliğinde ciddi bozulmalar görülebilir. Fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak yaşanan semptomlar, yaşam kalitesini büyük ölçüde bozar. İntihar düşünceleri ve kendine zarar verme davranışları görülebilir.
Depresyona erken müdahale, kişinin yaşadığı sıkıntılardan daha hızlı kurtulmasını sağlar ve hastalığın tekrar etme riskini azaltır.
Depresyonda Özkıyım (İntihar) Sorunu Nedir?
Planlayarak kendini öldürme eylemi özkıyım olarak tanımlanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2012 yılında yaptığı bir araştırmaya göre 804.000 kişi özkıyım nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2013 yılı verilerine göre ülkemizdeki özkıyım oranı 100,000’de 4,19 olarak saptanmıştır. Ölenlerin dörtte üçü erkektir. Özkıyım yöntemi olarak sırasıyla kendini asma, ateşli silah, yüksekten atlama ve kimyasal madde yöntemleri kullanılmıştır.
Özkıyım sonucu ölen kişilerin büyük bir çoğunluğunda ruhsal bozukluk gözlenmektedir. Depresyonda özkıyım riski fazladır. Hastanın özkıyım riski yüksekse aile bilgilendirilmeli, gerekli durumlara danışanın hastaneye yatırılması için adımlar atmalıdır.
İlaçsız Depresyon Geçer Mi?
Depresyonun çok ağır seyretmediği durumlarda psikoterapi etkili bir yöntemdir. Ancak hastanın intihar düşünceleri yoğunsa, kendine zarar verme davranışları varsa, işlevsellik büyük ölçüde bozulmuşsa ilaç tedavisi önemli olacaktır.
Depresyon ve Anksiyete Bozukluklarının Farklılıkları Nelerdir?
Depresyonda yoğun üzüntü, umutsuzluk duyguları yoğunken anksiyete bozukluklarında daha çok kaygı, korku, gerginlik ön plandadır.
Majör (klinik) Depresyon Nedir?
Majör depresyonda, depresyon belirtileri daha uzun sürer ve hastalık daha ağır seyreder. İntihar düşünceleri daha yoğun olabilir.
Kaynakça
- Öztürk, O. (1983). Ruh sağlığı ve hastalıkları. Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği yayını.
- World Health Organization. (2014). Preventing suicide: A global imperative. World Health Organization.
- TUİK, İntihar İstatistikleri 2013. 2014: Ankara.
McWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı. Baskı. E. Kalem,(çev.) İstanbul: İstanbul
Bilgi Üniversitesi Yayınları (orjinal baskı tarihi 1994).
Freud, S. (2014). Yas ve Melankoli (Çev. Aslı Emirsoy). İstanbul: Telos Yayıncılık.
Türkçapar, M. H. (2009). Klinik uygulamada bilişsel-davranışçı terapi: depresyon.
HYB Basım Yayın.
Son Yazılar.

Ankara’da klinik psikolog ile yapılan görüşmeler genellikle haftada bir veya iki kez olacak şekilde planlanır. Tedavi süreci, danışanın ihtiyaçlarına ve belirlenen terapi planına göre şekillenir. Görüşmeler devam ettikçe, danışanın belirtilerinde iyileşme sağlanması hedeflenir.

