Yeme bozuklukları, kişinin kilosu ve vücut algısıyla aşırı derecede meşgul olduğu, yeme davranışlarında ciddi değişikliklerin görüldüğü psikolojik rahatsızlıklardır. Bu bozukluklar arasında anoreksiya nevroza, bulimiya nevroza ve tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi farklı türler bulunmaktadır.

Yeme Bozukluğu Nedir?

Yeme bozuklukları, kişinin yeme davranışında bozulmaların meydana geldiği, kilo kontrolüne yönelik aşırı davranışlar sergilediği ve günlük işlevselliğin olumsuz etkilendiği psikiyatrik rahatsızlıklardır. Bir kişide aynı anda birden fazla yeme bozukluğu görülebileceği gibi, farklı dönemlerde de farklı yeme bozuklukları ortaya çıkabilir. Örneğin, bulimik hastalar daha öncesinde anoreksiya nevroza olabilir.

Yeme bozukluklarının biyolojik, psikolojik, kültürel, çevresel nedenleri bulunmaktadır. Beyim kimyasındaki, hormonlardaki bazı değişiklikler biyolojik nedenler arasındadır.

Yeme bozukluklarının gelişiminde duygular önemli bir rol oynar ve yeme davranışı da kişinin duygusal durumunu etkileyebilir. Örneğin, kişi stres, kaygı veya üzüntüyle baş etmek için aşırı yeme davranışı sergileyebilir, ardından ise suçluluk, pişmanlık veya öfke hissedebilir. Duygu regülasyonu güçlükleri, yeme davranışlarında bozulmalara yol açabilir.

Yeme Bozukluklarının Psikolojik Nedenleri Nelerdir?

Yeme bozukluğu yaşayan bireylerin çoğunun, çocukluk dönemlerinde bağımsızlıklarının yeterince desteklenmediği, çocuksu kalmaya teşvik edildikleri aile ortamlarında büyüdükleri gözlemlenmektedir. Ayrıca, bazı vakalarda çocukluk dönemine ait cinsel istismar öyküleri de görülebilir.

Yeme bozukluğunun daha geç başladığı kişilerde (25 yaş sonrası), genellikle travmatik bir yaşam olayı vardır.

Araştırmalar, zayıflığın ve ince beden idealinin aşırı vurgulandığı toplumlarda yeme bozukluklarının daha yaygın görüldüğünü göstermektedir. Ayrıca, obsesif, mükemmeliyetçi ve rekabetçi yapıya sahip ailelerin çocuklarında da yeme bozukluğu riskinin arttığı bilinmektedir.

Yeme Bozuklukları Hangi Türlere Ayrılır?

Bazı yeme bozukluğu türleri aşağıda sıralanmıştır:

  • Anoreksiya Nervoza: Gerekli olandan daha az besin alımı nedeniyle anlamlı derecede düşük beden ağırlığına yol açan bir durumdur. Kişi, belirgin derecede zayıf olmasına rağmen, kilo alma veya şişmanlama korkusu yaşar ve sürekli olarak kilo alımını engelleyici davranışlar sergiler. Ayrıca, beden ağırlığı veya şeklini algılanmasında bozulma, öz değerlendirmede beden ağırlığı ve şeklinin aşırı belirleyici olması ve mevcut düşük beden ağırlığının ciddiyetini sürekli olarak fark edememe durumu söz konusudur.
  • Bulimiya Nervoza: Kişide yineleyici tıkınma epizodları görülür. Bu epizodlar, belirli bir zaman diliminde ve benzer koşullarda çoğu insanın tüketebileceğinden belirgin derecede fazla miktarda yemek yeme ve bu süreçte yemeyi kontrol edememe hissi ile karakterizedir. Kilo almayı önlemek için tekrarlayan ve uygunsuz telafi edici davranışlar (örneğin, kendini zorlayarak kusma) sergilenir. Ayrıca, kişinin öz değeri büyük ölçüde beden biçimi ve ağırlığından etkilenir.
  • Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu: Yineleyici tıkınma epizodları ile karakterizedir. Bu epizodlar, belirli bir zaman diliminde ve benzer koşullarda çoğu insanın tüketebileceğinden belirgin derecede fazla miktarda yemek yeme ve bu süreçte yemeyi kontrol edememe hissi ile tanımlanır. Tıkınma epizodları şu durumlarla ilişkilidir: normalden daha hızlı yeme, rahatsız edici bir doygunluk hissine kadar yeme, fiziksel açlık hissetmeden aşırı yeme, utanç nedeniyle yalnız başına yeme ve sonrasında kendinden iğrenme, depresif ya da suçlu hissetme.
  • Pika: Besleyici ya da besin olmayan maddeleri bir aydan daha uzun bir süredir yemeyle karakterizedir. Örneğin; kağıt, kumaş, sabun, saç, yün, toprak, tebeşir, boya, sakız, kömür, buz vb.
  • Ruminasyon Bozukluğu: Yiyeceğin tekrar çiğnenmesi, yutulması veya tükürülmesiyle karakterizedir ve istem dışı gerçekleşen bir regürjitasyon (geri getirme) durumudur.
  • Kaçıngan/Kısıtlayıcı Yeme Bozukluğu: Beslenme ve enerji ihtiyacını karşılamayı engelleyen ya da yiyeceklere karşı belirgin isteksizlik, yiyeceğin duyusal özelliklerine dayalı kaçınma, yemenin olumsuz sonuçlarıyla ilgili endişe haliyle karakterizedir.

Yeme Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Yeme bozuklukları belirtileri aşağıda sıralanmıştır:

  • Yeme bozukluklarının temelinde, kilo ve beden görünümüne aşırı önem verme ve bunları kontrol etme isteği yatmaktadır.
  • Kişiler, kendilik değerlerini kilolarına, bedenlerinin nasıl göründüğüne bağlayabilir.
  • Kilo almaktan korkarlar. Sık tartılır, ufak kilo değişimlerini bile çok önemserler.
  • Hiç tartılmayarak kilolarını öğrenmekten kaçınabilirler.
  • Yeme bozukluğu olan kişiler, vücutlarında özellikle beğenmedikleri bir bölgeye odaklanabilir ve bu bölgeyle ilgili aşırı uğraş içine girebilirler.
  • Şişman göründüklerini düşündükleri için bedenlerine bakmaktan hoşlanmayabilirler.
  • Kilolarını ve bedenlerini başkalarınınkiyle sık sık karşılaştırabilirler.
  • Şişmanlık hissini, şişman olmakla eşleştirebilirler.
  • Vücutlarını beğenmemeleriyle ilgili olarak sosyal ortamlara girmekten kaçınabilirler. Başkalarının önünde soyunmaktan, vücutlarını açıkta bırakan kıyafetler giymekten, başkalarının yanında yemek yemekten, yemekle ilgili sohbet etmekten, dokunulmaktan rahatsız olabilirler.
  • Yoğun diyet yapıp, kalorilerini sayabilirler. Bazı besinleri yememekle ilgili kendilerine katı kurallar koyabilirler.
  • Aşırı derecede spor yapabilirler.
  • Tıkınırcasına yeme ataklarında bulunabilirler.
  • Yediklerini kusma, laktasif kullanımı, diyüretik kullanımı, yediklerini çiğneme ve yutmadan çıkarma gibi davranışlarda bulunabilirler.

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (Binge Eating Disorder) Nedir?

Bulimiya nervoza hastalığına benzer şekilde kişide tıkınırcasına yeme atakları olur. Ancak farklı olarak kişide kusma davranışı görülmez. Yeme atakları haftada en az bir kere olmak üzere, 3 ay boyunca tekrar eder. Tıkınırcasına yeme bozukluğu olan kişiler genellikle normal kilodadır.

Ortoreksiya (Sağlıklı Beslenme Takıntısı) Nedir?

Ortoreksiya terimi, Yunanca “orthos” (doğru) ve “orexia” (iştah) kelimelerinin birleşmesiyle türetilmiştir ve “doğru beslenme takıntısı” anlamına gelir. Ortoreksiyada kişi, saf ve organik besinler tercih eder. Ancak, bu yemek seçimi zamanla obsesif bir hâl alabilir ve kişi, belirlediği sağlıklı besinleri bulabilmek için aşırı çaba sarf etmeye başlayabilir. Bu süreçte, sağlığını en üst düzeye çıkarmayı amaçlarken sosyal yaşamı ve psikolojik iyi oluşu olumsuz etkilenebilir.

Obsesyonların içeriği besin miktarıyla değil, besin içeriğiyle ilgilidir. Kişide; süt ürünlerinin hormonlu hayvanlardan elde edilip edilmediği, yemekleri hazırlarken besin miktarının azalıp azalmadığı, besin içerisinde katkı maddelerinin bulunup bulunmadığı, besin içeriğinde gıda boyalarının olup olmadığı, gıda ambalajının kanserojen madde içerip içermediği, ürün etiketinde ürünle ilgili yeterli bilgi bulunup bulunmadığı gibi obsesyonlar bulunabilir.

Yeme Bozukluklarının Fiziksel ve Psikolojik Etkileri Nelerdir?

Özellikle tıkınırcasına yiyen kişilerde depresif özellikler sık görülür. Besin alımını kısıtlayan kişilerde ise yetersiz beslenmeye bağlı olarak kilo kaybı meydana gelir, ancak bunun psikolojik etkileri olabilir. Sosyal içe çekilme, artmış tokluk hissi, yemekle ilgili endişeler ortaya çıkar. Kişinin işlevselliği ciddi ölçüde bozulabilir. Dikkat sorunları, uykuda bozulma, obsesyonlarda artma, kararsızlık görülebilir.

Özellikle normalden düşük kiloda olan kişilerde, obsesif özellikler sık görülür. Kendine zarar verme, madde-alkol kullanımı gibi davranışlar görülebilir. Mükemmeliyetçilik ve düşük benlik değeri gibi kişilik özellikleri bulunabilir.

Araştırmalar, yeme bozukluğu olan bireylerde erken ölüm riskinin arttığını göstermektedir. Yeme bozukluğu olan kişilerde cilt kuruması, kıllanma, saç dökülmesi, akne, cilt sararması, tırnak distrofisi, parmaklarda nasır gibi dermatolojik; kalp kasında erime, aritmi, dolaşım bozukluğu gibi kardiyovasküler; osteopenia gibi iskelet; mide genişlemesi, bağırsak tembelliği gibi gastrointestinal; sıvı kaybı, elektrolit dengesizliği ve diş çürümesi gibi fizyolojik sorunlar görülebilir.

Yeme Bozukluğu Olan Kişilerde En Sık Görülen Davranışlar Nelerdir?

Yeme bozukluğu olan kişilerde; yeme davranışının kontrolüne aşırı değer verme, beslenmeyi sınırlama, yetersiz beslenme, aşırı spor yapma, tıkınırcasına yeme, yediklerini çıkarma gibi davranışlar sık görülmektedir.

Yeme Bozuklukları Nasıl Tedavi Edilir?

Yeme bozukluğu olan danışanlar, terapi almak konusunda kararsız, isteksiz olabilir. Geçmişte olumsuz tedavi dönemleri bulunabilir. Tüm bunlar üzerine konuşulmalı ve iş birliği içinde ilerlenmelidir. Danışanın beklentileri, değişmesini istediği şeyler, işlevselliğin bozulduğu alanlar, sorunun ortaya çıkış zamanı ve gelişimi gibi konular netleştirilir. Uygun bir tedavi planı oluşturmak için öncelikle hastalığın nasıl başladığını anlamak önemlidir.

Yeme bozukluğuna eşlik eden depresyon gibi başka psikiyatrik sorunlar bulunabilir. Depresif özelliklerin çözümlenmesi, yeme bozukluğu tedavisini kolaylaştırır.

Tıkınırcasına yeme, kusma vb. Semptomların dinamikleri üzerine derinlemesine bir çalışma yürütülür. Ancak bunun için kişinin belirli bir kiloda olması, asgari fiziksel sağlıkta olması önkoşuldur.

Danışana uygun bir tedavi planı oluşturulur. Tedaviyi güçleştiren ve ilerlemeyi sağlayan faktörler tespit edilir. Edinilen iyilik halini sürdürmek için nüks önleme planı yapılır.

Psikolojik Terapi Yeme Bozukluklarında Nasıl Yardımcı Olur?

Terapi seanslarında yeme davranışının altında yatan sebepler, travmalar, mükemmeliyetçilik ve özgüven eksikliği gibi kişilik özellikleri çalışılır. Kişi, yeme bozukluğu ve bu bozukluğun neden olduğu faktörler üzerine farkındalık kazanmaya başladıkça, semptomatik davranışlarında azalma olması beklenir. Terapide, kişinin duygu regülasyonu ve sağlıklı yeme davranışı desteklenir.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Yeme Bozuklukları İçin Etkili midir?

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), yeme bozuklukları tedavisinde uygulanan etkili bir tedavi yaklaşımıdır.

Ankara’da Yeme Bozukluğu Tedavisi Veren Psikologlar Kimlerdir?

Ankara’da yeme bozuklukları tedavisinde klinik psikologlar, psikoterapi yöntemlerini kullanmaktadır. Tedavi sürecinde, bilişsel davranışçı terapi (BDT), psikodinamik psikoterapi ve diğer kanıta dayalı psikoterapi yöntemleri uygulanabilir. Bu alanda uzmanlaşmış, sertifikasyon sürecini tamamlamış klinik psikologların tercih edilmesi, tedavinin etkinliği açısından önemlidir.

Detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yeme Bozukluğu Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Yeme bozukluklarının farklı türleri vardır ve her bireyde hastalığın seyri farklılık gösterebilir. Tedavi süresi, birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Öncelikle, kişide hangi yeme bozukluğunun olduğu (anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza, tıkınırcasına yeme bozukluğu vb.), hastalığın ne kadar süredir devam ettiği ve şiddeti tedavi sürecini etkileyen temel unsurlardır.

Bunun yanı sıra, hastanın kişilik özellikleri, stresle başa çıkma mekanizmaları ve tedaviye olan motivasyonu iyileşme sürecinde belirleyici olabilir. Terapi sürecine düzenli devam etme, terapötik tekniklerin etkili uygulanabilmesi açısından önemlidir. Psikoterapi yaklaşımı, yani terapistin kullandığı yöntem (bilişsel davranışçı terapi, psikodinamik terapi, şema terapisi vb.), tedavinin süresini ve etkinliğini etkileyen diğer önemli faktörlerden biridir.

Ayrıca, hastanın ailesinin desteği, sosyal çevresi ve genel psikolojik durumu da tedavi sürecini hızlandırabilir veya zorlaştırabilir. Bazı vakalarda, psikoterapiye ek olarak psikiyatristler tarafından ilaç tedavisi de önerilebilir. Tedavinin süresi, kişinin bireysel ihtiyaçlarına, semptomlarının ciddiyetine ve tedaviye yanıtına göre değişiklik gösterebilir.

Tedavi Sürecinde Aile Desteği Ne Kadar Önemlidir?

Yeme bozukluklarının nedenleri arasında aile ilişkileri önemli bir yer tutar. Yeme nöbetlerinin, bireyin anneyle bütünleşme isteğini temsil edebileceği düşünülmektedir. Araştırmalar, yeme bozukluğu olan kişilerin yarıdan fazlasının aile baskısı sonucu diyete başladığını göstermektedir.

Özellikle ergenlerde terapi sürecine ek olarak aile desteği büyük önem taşır. Aile içi sağlıklı iletişim ve etkileşim, yeme bozukluğunun iyileşme sürecini destekleyerek patolojik davranışların azalmasını sağlayabilir.

Yeme bozukluğu olan kişi, bireysel olarak terapiye devam etse de, değişime katkıda bulunacaksa yakınları da tedaviye dahil edilebilir. Danışanın değişimini baltalayan yakınlar olabilir. Yakınlarla ayrı seanslar düzenlenebilir ancak seanslarda yeme bozukluğu dışında konular ele alınmaz.

Yeme Bozukluğu Olan Bir Kişiye Nasıl Yardımcı Olunabilir?

Kişi, fiziksel sağlığı açısından risk altındaysa bir hekime yönlendirilerek tıbbi destek alması teşvik edilmelidir. Aynı zamanda, psikolojik zorluklar yaşıyor ve günlük işlevselliğinde bozulmalar fark ediliyorsa, bir uzmandan psikolojik destek alması konusunda da desteklenmelidir.

Yeme Bozukluklarının Tedavisinde İlaç Kullanımı Gerekli midir?

Yeme bozukluğu olan bireylerde aşırı kilo kaybı hayati riskler oluşturabilir. Psikoterapinin sürdürülebilmesi için bireyin belirli bir kilonun altına düşmemesi ve asgari fiziksel sağlığa sahip olması gerekir. Aksi durumda terapi askıya alınarak psikiyatrist yönlendirmesi yapılır. Kusma ve yeme atakları tıbbi risk oluşturmaya başladığında ise doktor müdahalesi gerekli hale gelir.

Kişi, gün boyu yememe gibi ciddi düzeyde az yemek yiyorsa, çok sık kusuyorsa, çok sık laksatif ya da diyüretik kullanıyorsa, düşük kiloya rağmen ağır spor yapıyorsa, hızlı kilo kaybediyorsa, bayılma, kas spazmları, nefes kesilmesi, kusmukta kan, bitkin hissetme gibi belirtiler gösteriyorsa, mutlaka bir hekim kontrolünden geçmesi önerilir.

Ankara’da Yeme Bozuklukları Tedavisi Hangi Merkezlerde Yapılır?

Ankara’da yeme bozuklukları tedavisi, üniversite hastaneleri, devlet ve özel hastanelerin psikiyatri poliklinikleri, psikiyatri ve psikoloji merkezleri, özel muayenehanelerde yapılmaktadır. Tedavi, psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisini içerebilir.

Ankara’da Yeme Bozukluğu Danışmanlığı Hizmeti Alabileceğim Yerler Nerelerdir?

Ankara’da yeme bozukluğu danışmanlığı, klinik psikologlar ve/veya psikiyatristler tarafından verilmektedir. Danışmanlık hizmeti almak için başvurulabilecek yerler arasında özel danışmanlık merkezleri, bireysel muayenehaneler, üniversite hastaneleri, devlet hastaneleri ve özel hastanelerin psikiyatri poliklinikleri yer almaktadır. Ayrıca, bazı psikoterapi merkezleri ve ruh sağlığı klinikleri de yeme bozuklukları konusunda uzmanlaşmış profesyonellerle hizmet sunmaktadır.

Yeme Bozukluğu Tedavisi Ücretleri Ne kadar?

Ankara’da yeme bozukluğu tedavisini uygulayacak klinik psikoloğun takdir ettiği seans ücretleri belirleyici olur.

Yeme Bozukluğu Olan Biri Hangi Uzmana Başvurmalıdır?

Kişi, yeme bozukluğu yaşadığını düşünüyor veya yeme davranışlarıyla ilgili sorunlar yaşıyorsa, bir uzman psikolog ve/veya psikiyatriste başvurabilir.

Yeme Bozukluğu Olan Bireyler İçin Ankara’da Hangi Destek Grupları Mevcuttur?

Ankara’da psikoterapi ve psikiyatri merkezleri, yeme bozukluğu olan bireylere ve ailelerine destek sunmaktadır.

Ankara’da Yeme Bozuklukları Konusunda Uzman Psikolog Nasıl Bulunur?

Ankara’da yeme bozuklukları konusunda uzman bir psikolog bulmak için, uzmanın internet sitesi veya sosyal medya hesapları üzerinden eğitim bilgileri ve çalışma alanlarına ulaşılabilir. Klinik psikoloğun çalışma alanları arasında yeme bozuklukları yer alıyorsa ve gerekli sertifikalara sahipse, doğrudan iletişime geçilebilir. Uygun gün ve saatler dikkate alınarak randevu oluşturulur.

Yeme Bozukluğu Tedavisi Alan Kişiler İçin Beslenme Uzmanı Desteği de Gerekli midir?

Yeme bozukluğu tedavisinde psikoterapiye ek olarak beslenme uzmanı desteği faydalıdır. Bu sayede birey, sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirme ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturma konusunda profesyonel rehberlik alabilir.

Kaynaklar

  • Faraji, H., & Fırat, B. (2022). Yeme bozuklukları ve duygular. Fenerbahçe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2(1), 153-174.
  • Şengül, R., & Hocaoğlu, Ç. (2019). Ortoreksiya Nervoza nedir? Tanı ve tedavi yaklaşımları. KSU Medical Journal, 14(2), 101-104.
  • Toker, D. E., & Hocaoğlu, Ç. (2009). Yeme bozuklukları ve aile yapısı: Bir gözden geçirme. Düşünen Adam, 22(1-4), 36-42.

Kişisel danışmanlık alın.

Son Yazılar.

  • ankara psikolog
    1 Şubat 2025Blog11 min

    Ankara’da klinik psikolog ile yapılan görüşmeler genellikle haftada bir veya iki kez olacak şekilde planlanır. Tedavi süreci, danışanın ihtiyaçlarına ve belirlenen terapi planına göre şekillenir. Görüşmeler devam ettikçe, danışanın belirtilerinde iyileşme sağlanması hedeflenir.