Panik atak, birçok kaygı bozukluğunda veya bazı fiziksel rahatsızlıklarda yaşanabilen bir durumdur. Ancak, panik ataklar tek başına bir ruhsal hastalık olarak değerlendirilmez, bazı psikiyatrik tanılarda bir semptom olarak kendini gösterir. Panik bozuklukta panik ataklar aniden ve beklenmedik şekilde ortaya çıkar. Kişinin panik atak belirtilerinin tekrar yaşanacağına dair sürekli endişe duyması durumuna ise panik bozukluk adı verilir.

Panik Bozukluk Nedir?

Ani ve beklenmedik şekilde başlayan, hem fiziksel hem de bilişsel belirtilerin eşlik ettiği ve birkaç dakika içinde zirveye ulaşan kısa süreli yoğun korku nöbetlerine panik atak denir. Panik atak, birçok ruhsal bozuklukta görülebilir. Yani kişinin panik atak geçiriyor olması, panik bozukluğu olduğu anlamına gelmeyebilir. Örneğin, kişi panik ataklarla seyreden travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor olabilir.

Panik bozuklukta kişi, tekrarlayan ve beklenmedik panik nöbetleri yaşar. Tekrar panik atak yaşayacağından yoğun korku duyar ve panik atak sonucunda delirme, ölme, kalp krizi geçirme gibi sonuçlardan endişe eder. Bu korku ve kaygılar, araba kullanmaktan kaçınmak ya da kalabalık ortamlara girmemek gibi kaçınma davranışlarının geliştirmesine yol açabilir.

Agorafobi Nedir?

Agorafobi yaşayan birey; toplu taşıma araçlarını kullanırken, köprü ya da pazar gibi açık alanlarda bulunurken, dükkan veya sinema gibi kapalı mekanlarda, kalabalık ortamlarda ya da kuyrukta beklerken ve evin dışına çıktığında belirgin bir korku veya kaygı hisseder.

Kişi, söz konusu durumlarda panik atak geçireceğinden ya da kendisini utandıracak belirtilerin ortaya çıkacağından endişe duyar. Bu belirtilerle karşılaştığında kaçmanın zor olacağı veya yardım almanın mümkün olmayacağı düşüncesiyle, bu ortamlardan korkar ve zamanla bu durumlardan kaçınma davranışları geliştirir.

Panik Bozukluk ve Agorafobi Arasındaki Fark Nedir?

Panik nöbetleri ortaya çıktığında, kaçmanın ya da yardım almanın mümkün olmadığı durumlardan kaçınma, agorafobinin gelişmesine neden olur.

Agorafobi, genellikle panik bozuklukla birlikte görülür. Eğer kaçınma davranışları, iki ya da daha fazla agorafobik duruma bağlı değil, sadece panik nöbetlerinin tekrarlama korkusuyla gelişiyorsa, bu durumda tanının panik bozukluk olabileceği düşünülmelidir.

Kimler Panik Bozukluk ve Agorafobi Riski Altındadır?

Kişinin yaşamında hastalık, yaralanma gibi olumsuz deneyimler, panik bozukluk ve agorafobi riskini artırabilir. Ayrıca, aile üyelerinin ciddi hastalık veya ölüme tanık olması, yakın çevredeki bireylerin bedensel belirtiler karşısında aşırı korku göstermesi de bu riski yükseltir. Aile içinde sağlıkla ilgili sürekli uyarılar ya da aşırı korumacı davranışlar, bireyin bu tür sorunlara duyarlılığını artırarak riski çoğaltabilir.

Bunun yanı sıra, fiziksel belirtilere yönelik aşırı dikkat ve artan farkındalık da panik bozukluk ve agorafobi gelişme riskini artıran faktörler arasında yer alır.

Panik Bozukluğun Belirtileri Nelerdir?

Panik bozukluğun belirtileri aşağıda sıralanmıştır:

  • Çarpıntı
  • Terleme
  • Titreme
  • Nefes darlığı
  • Nefes alamama
  • Göğüste sıkışma
  • Bulantı, karın ağrısı
  • Sersemlik/baş dönmesi
  • Üşüme/ateş basması
  • Uyuşma/karıncalanma
  • Bayılma hissi
  • Derealizasyon (dış dünyanın gerçek olmadığı hissi) /depersonalizasyon (kendine yabancılaşma)
  • Çıldırma/delirme korkusu
  • Ölme korkusu

Bedensel belirtiler genellikle, son üç belirti olan derealizasyon/depersonalizasyon, delirme korkusu ve ölüm korkusu ile bağlantılıdır. Örneğin nefes alamayacak gibi hissediyorum diyen bir kişi aslında nefes alamadığı için ölmekten korkuyor olabilir.

Agorafobinin Belirtileri Nelerdir?

Agorafobinin belirtileri aşağıda sıralanmıştır:

  • Yalnız başına kalmaktan korkma
  • Yalnız sokağa çıkmaktan korkma
  • Kalabalık yerlere girmekten korkma (sinema, tünel, uçak, asansör, uçak vb.)
  • Korkulan yerlerden kaçınma davranışları
  • Korkulan yerde kurtulamayacakmış gibi tıkanıp kalma hissi
  • Yardımsız ve çaresiz kalma, bunun sonucunda utanılacak bir duruma düşme korkusu, panik atak geçirme endişesi

Panik Bozukluk ve Agorafobi Nasıl Teşhis Edilir?

Kişide hangi belirtilerin görüldüğü, bu belirtilerin sayısı, şiddeti ve süresi gibi faktörler dikkate alınarak değerlendirme yapılır. Bu süreçte genellikle klinik görüşme, psikolojik testler ve değerlendirme ölçekleri gibi yöntemlerden yararlanılır.

Agorafobinin Nedenleri Nelerdir?

Agorafobinin gelişiminde psikodinamik faktörler, öğrenme süreçleri ve biyolojik etkenler rol oynayabilir. Bazı bireylerde psikodinamik unsurlar ön plandayken, bazılarında öğrenme süreçleri veya biyolojik etkenler daha belirgin olabilir.

Genetik Faktörler Panik Bozuklukta Rol Oynar mı?

Evet, yapılan beyin görüntüleme ve kalıtım araştırmalarına göre genetik faktörler panik bozukluğun gelişmesinde rol oynamaktadır.

Stres ve Travma Panik Bozukluğu Tetikler mi?

Özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmatik deneyimler, ilerleyen yaşlarda bireyin ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler bırakabilir. Araştırmalar, birçok psikolojik rahatsızlıkta olduğu gibi, yoğun stres yaşamanın ve çocuklukta cinsel ya da fiziksel istismara maruz kalmanın panik bozukluk riskini artırdığını göstermektedir. Ayrıca, panik bozukluğu olan bir bakımverenin davranışlarını model almak da bireyde panik bozukluk gelişme olasılığını yükseltebilir.

İstatistiklere göre, ilk panik nöbetinden önce hastaların %70’i zorlayıcı/travmatik yaşam deneyimleri yaşamıştır.

Panik Bozukluk ve Agorafobi Nasıl Tedavi Edilir?

Panik bozukluk ve agorafobi yaşayan kişiler genellikle bedensel belirtilere çok dikkat gösterirler. Psikoterapi görüşmelerinde, kişinin bedensel olarak hangi sıkıntıyı daha yoğun yaşadığı araştırılır. Çünkü genellikle kişi, bu bedensel semptoma anlam yüklediği zaman panik atağa dönüşür.

Bu nedenle semptomla değil, kişinin semptoma yüklediği anlamla çalışılır. Örneğin, sigara kahve sonrası kalp çarpıntısı yaşayan bir kişi, kalp hastası olmaktan ve bakıma ihtiyaç duymaktan korkuyor olabilir. Bu noktada, hasta olmanın, bakıma muhtaç olmanın kişi için ne anlama geldiği gibi konuları çalışmak önemlidir.

Görüşmeler sırasında danışana psikoeğitim verilerek panik atakların doğası hakkında bilgi sunulur. Panik atakların genellikle maksimum 15-20 dakika sürdüğü ve belirtilerin zirveye ulaştıktan sonra azalmaya başladığı anlatılır. Bazı kişiler, günler boyunca panik atak geçirdiklerini düşünebilirler; bu durumda, aslında uzun süreli bir panik ataktan ziyade, atak sonrasında devam eden yoğun kaygı yaşadıkları açıklanır. Danışana, panik atakların günlerce süremeyeceği ve yaşadıklarının kaygıya bağlı bir durum olduğu ifade edilir.

Kişinin çocukluk döneminde ailesiyle kurduğu ilişki, kaygı karşısında verdiği tepkilerle benzerlik gösterebilir. Örneğin, anne ve babası tartışırken bazı çocuklar odalarına çekilir, müzik açar ve duymamaya çalışır (kaçma), bazıları susun der ve tartışmayı sonlandırmaya çalışır (savaş), bazıları ise sessizce oturur ve donakalır (donma). Bu nedenle, kaygıyı ve kaygı sonrasında yapılan davranışları anlamak için geçmişe dair derinlemesine bir araştırma yapılır. Çoğu zaman, çocuklukta geliştirilen baş etme mekanizmaları, yetişkinlikte de benzer şekilde devreye girer ve bu tepkiler, kaygı ile başa çıkma biçimimizi şekillendirir.

Kişinin kaygı yaratan durumla baş etmek için kullandığı veya kaçındığı davranışlar deşifre edilir. Bazı ortamlardan kaçınma, telkinde bulunma, yanında telefon olmadan dışarı çıkmama gibi davranışlar bunlardan bazılarıdır. Terapinin hedeflerinden biri de, ilkel savunma mekanizmalarının yerine daha olgun savunma mekanizmalarının geliştirilmesini sağlamaktır.

Kaygı, bazen şekil değiştirerek farklı semptomlar ortaya çıkarabilir. Bir kaygıyı yatıştırdığımızda, başka bir kaygı yerini alabilir. Bu nedenle, kaygının yol açtığı semptomlarla çalışmak yerine, kaygının kökenlerine inmek daha kalıcı bir çözüm sağlar. Terapinin amacı, kaygının bilinçdışı kaynaklarını keşfetmek ve bu kaynaklar üzerinde derinlemesine içgörü kazanarak, bireye köklü çözüm yolları geliştirmektir.

Psikoterapi Panik Bozukluk ve Agorafobi Tedavisinde Nasıl Yardımcı Olur?

Panik bozukluk ve agorafobi tedavisinde psikoterapinin önemi büyüktür. Tedavi sürecinde, bilişsel davranışçı terapi, destekleyici psikoterapi ve analitik psikoterapi gibi yaklaşımlar etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Psikoterapi seanslarında, kişinin hastalığı, hastalığın oluş nedenleri ve tedavi süreci üzerine derinlemesine bir çalışma yapılır.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Panik Bozukluk ve Agorafobide Nasıl Uygulanır?

Kaygı, fizyolojimiz üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Beynimiz, organizmamızın korunmasından ve hayatımızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmemizden sorumludur. Bu yüzden, insan bütünlüğüne yönelik bir tehdit oluştuğunda beyin hemen koruma mekanizmalarını devreye sokar. Zihnimizde bir alarm butonu olduğunu hayal edebiliriz. Herhangi bir tehlike anında bu butona basılır ve tüm sistem bir anda harekete geçerek kendini korumaya çalışır. Bu alarm sistemi devreye girdiğinde ise üç temel tepki ortaya çıkar: Kaç, savaş ve donakal.

Beyin, tehlike anında alarm sistemini devreye sokarak bizi daha hızlı ve etkili bir şekilde hareket etmeye hazırlamak için adrenalin salgılar. Bu adrenalin, kalbin hızlanmasına neden olur ve kalp daha hızlı kan pompalar. Kalp, bu hızla daha fazla kan pompalarken, hayati olmayan organlardan kan, kaslara yönlendirilir, böylece kaslar daha hızlı hareket edebilmek için gerekli oksijeni alır. Bu süreç nedeniyle eller buz gibi olurken, terlemeye başlarız ve yanaklarımız kızarır. Yani bu durum, kan akışındaki değişikliklerle ilgilidir.

Kalbin hızlı çarpması nedeniyle, vücut daha fazla oksijen almak için nefes almayı hızlandırır, bu da beyine daha fazla oksijen gitmesini sağlar. Oksijen artışı baş dönmesi, baş ağrısı, görmede bulanıklık, karın ağrısı ve mide bulantısı gibi belirtilere yol açabilir. Motor sistem hızlandığı için (kalp ve nefes hızlı), vücut kendini soğutmaya ihtiyaç duyar ve terlemeye başlar.

Eller ve ayaklar buz keser. Tüm bu fizyolojik değişiklikler, vücudun tehlike ve tehdit altında olduğuna dair bir sinyal olup, bizi daha güçlü ve hızlı kılar. Alarm sistemi devredeyken, normalde koştuğumuz hızdan çok daha hızlı koşabiliriz ve daha güçlü olabiliriz. Örneğin, bir köpekten kaçarken koşmamız, günlük yaşamda koşmamızdan çok farklıdır, çünkü kaslarımız aşırı derecede uyarılmıştır.

Tehlike ortamı ortadan kalktığında, önce beynin bunun farkına varması gerekir. Kalp, yüksek ritimle çalışmaya devam ederken, yavaş yavaş kalp atış hızını düşürmeye ve kanı yeniden diğer organlara dağıtmaya başlar. Ancak, uzun süre yüksek kapasiteyle çalışan bir sistemin aniden durması, vücutta belirli tepkilere yol açabilir. Bu durumda, kişide dizlerin bağı çözülmesi, ellerin ve kolların hareketsizleşmesi, yorgunluk ve halsizlik gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Bu, aşırı uyarılmış bir mekanizmanın aniden gevşemesi ve boşalma haline gelmesiyle ilgilidir. Bazen bu geçiş süreci birkaç dakika, bazen ise 1 saat sürebilir. Bu durum, vücudun aşırı uyarılma durumundan normal haline dönme sürecidir. Zamanla, sistem hiçbir şey olmamış gibi kendini toparlar ve dengeye geri döner.

Beynin ilginç bir yönü, tamamen bizi koruma amacıyla programlanmış olmasıdır. Tehlike gerçek mi, yoksa hayal mi olduğuna bakmaksızın, beyin her durumda aynı alarm sistemini devreye sokar. Örneğin, sevdiklerimizin başına bir şey gelip gelmeyeceğini düşündüğümüzde, bu düşünce bile vücudumuzda gerçek bir tehlike varmış gibi bir alarmı tetikler. Beyin, her iki durumda da vücuda aynı şekilde tepki verir; gerçek bir tehlike ile yalnızca kaygıdan kaynaklanan bir düşüncenin yarattığı tehdit arasında bir fark göremez.

Bu nedenle, terapinin amacı, danışanın kaygıyı ve tehdit algısını doğru bir şekilde ayırt edebilmesi için ona yardımcı olmaktır. Danışanın, kaygının ürünü olan sahte bir tehditle gerçek bir tehlike arasındaki farkı öğrenmesi sağlanır. Bu şekilde, kaygı nedeniyle tetiklenen alarm sisteminin gereksiz yere aktive olmasının önüne geçilebilir.

Bu ayrım yapıldıktan sonra kaygı veren duruma aşamalı yaklaşma (maruz bırakma-exposure) egzersizleri yapılır.

Sanal Gerçeklik Terapisi Agorafobi İçin Etkili midir?

Bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımında, agorafobi tedavisinde aşamalı maruz bırakma teknikleri yaygın olarak kullanılır. Bu teknik, kişinin kaygı yaratan durumlarla kontrollü bir şekilde yüzleşmesini sağlar. Kişi, kaygıyı kademeli olarak artırarak ve bu durumlara giderek daha yakınlaşarak, kaygısına tolerans geliştirmeye çalışır.

Sanal gerçeklik (VR) uygulamaları, maruz bırakma tekniğini destekleyici bir araç olarak kullanılabilir. VR teknolojisi sayesinde, kişi sanal bir ortamda kaygı yaratan durumları deneyimleyebilir ve bu sayede gerçek dünyada karşılaştığı durumlarla yüzleşmeden önce güvenli bir ortamda maruz kalma deneyimi yaşayabilir.

Panik Bozukluk ve Agorafobi İlaçsız Tedavi Edilebilir mi?

Evet, panik bozukluk ve agorafobi psikoterapi ile tedavi edilebilir. Ancak, işlevsellik ciddi şekilde bozulduğunda ilaç desteği gerekebilir.

Panik Atak Sırasında Ne Yapmalıyım?

Panik atak sırasında, kişi öncelikle yaşadığı durumun gerçek bir tehlike mi, yoksa sahte bir alarm mı olduğunu fark etmelidir. Panik atağın maksimum 20 dakika süreceğini ve zirveye çıktıktan sonra yavaşça azalacağını kendine hatırlatmalıdır. Unutmamalıdır ki, panik atak rahatsız edici olsa da ölümcül değildir.

Kişi, atak sırasında nefes egzersizleri yapabilir, su içebilir. Ayrıca, psikoterapi görüşmelerinde kaygıyı panik atak noktasına gelmeden fark edip durdurmak için öğrenilen pratikler uygulanmalıdır. Bu stratejiler, panik atakların şiddetini azaltabilir ve daha hızlı toparlanmayı sağlayabilir.

Panik Bozukluk ve Agorafobi ile Başa Çıkmak İçin Hangi Teknikler Kullanılabilir?

Danışanlar genellikle kaygılı düşüncelerine gerçek buymuş gibi bakarlar. Örneğin, muhtemel bir kalp krizi düşüncesine gerçekten kalp krizi geçirmek üzere oldukları şeklinde duygusal tepki verirler. Çoğunlukla bu düşüneler yanlıştır ve kaygıya bağlı bir tehlike algısını yansıtırlar. Psikoterapi seanslarında, kişinin düşüncelerini destekleyen kanıtlar incelenerek değerlendirilir.

Danışanın korku ve kaygılarını sürdüren olumsuz düşüncelerinin doğruluğu tartışılabilir, bunlar kanıt toplama yoluyla yanlışlanabilir ve yeni alternatif düşünceler geliştirebilir. Örneğin, kalp krizi geçireceğini düşünen danışan, kalp doktoruna gidebilir ve doktorunun söylediklerini hatırlayabilir.

Korkulan şeyin kişinin başına kaç kere geldiğini düşünülür ve olasılık değerlendirmesi yapılır.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri Panik Bozukluğa Nasıl Yardımcı Olabilir?

Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, yeterli uyku, kafein, sigara ve alkol tüketimini azaltmak, nefes ve gevşeme egzersizleri yapmak ile stres yönetimi sağlamak, panik bozukluğun kontrol altına alınmasında yardımcı olabilir.

Panik Atakları Önlemek İçin Hangi Nefes Egzersizleri Uygulanabilir?

Psikoterapi görüşmelerinde, kişiye hızlı nefes almanın fizyolojik etkileri üzerine bilgi verilir. Hiperventilasyonun etkileri danışana anlatılır ve nefes egzersizleri, hiperventilasyonu kontrol altına almayı amaçlar. Diyaframdan ve burundan nefes alıp, ağızdan verme teknikleri öğretilir. Yavaş nefes alma pratiği başlatılır ve bu yöntem, kaygı yaratan durumlarla başa çıkma aracı olarak kullanılır.

Örnek nefes egzersizleri arasında, 4-4-6-2 (4 saniye nefes al, 4 saniye tut, 6 saniye nefes ver, 2 saniye tut) ve 4-4-8 (4 saniye nefes al, 4 saniye tut, 8 saniye nefes ver) gibi teknikler yer alır. Bu egzersizler, vücudu sakinleştirip kaygıyı yönetmede yardımcı olabilir.

Panik Bozukluk Tedavisi Ne kadar Sürer?

Panik bozukluğun tedavi süresini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Örneğin, tedaviye hastalığın erken döneminde başlanması, süreğenleşmenin önüne geçerek tedavi süresini kısaltabilir. Ancak depresyon, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), alkol veya madde bağımlılığı gibi eşlik eden rahatsızlıkların varlığı tedavi sürecini uzatabilir.

Hastanın kişisel özellikleri, terapiye olan motivasyonu, günlük yaşamda yapacağı değişiklikler (örneğin kafein tüketimini azaltmak), terapi sırasında öğrendiklerini günlük hayatta uygulayıp uygulamaması da süreci doğrudan etkiler. Ayrıca, tercih edilen psikoterapi yaklaşımı da tedavi süresinde belirleyici bir rol oynar.

Agorafobi Tedavisinde Hangi Uzmanlara Başvurulmalı?

Agorafobi tedavisinde klinik psikologlar ve psikiyatristler tarafından profesyonel destek sağlanmaktadır. Detaylı bilgi almak ve destek almak için Ankara Çankaya’daki ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.

Panik Bozukluk Tedavisi Başarılı Olur mu?

Psikoterapi, panik bozukluk tedavisinde sıkça başvurulan etkili yöntemlerden biridir.

Tedavi Edilmezse Panik Bozukluk ve Agorafobi Nasıl İlerler?

Panik bozukluk ve agorafobi tedavi edilmediğinde, süreğenleşip kronikleşebilir. Hastalığın seyri kötüleşebilir ve belirtiler daha da ağırlaşabilir. Erken dönemde başlanan tedavi, daha kısa sürede sonuç verebilir. Tedavi edilmediğinde depresyon ya da diğer kaygı bozuklukları gibi ruhsal rahatsızlıklar gelişebilir. Kişinin işlevselliği ciddi şekilde bozulabilir; örneğin, kişi dışarı çıkamayacak ya da toplu taşıma kullanamayacak hale gelebilir. Bu durum, ailevi, sosyal ve mesleki-akademik alanlarda çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Ankara Panik Bozukluk ve Agorafobi Tedavisi İçin Psikolog Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Ankara’da panik bozukluk ve agorafobi tedavisi için başvurulması düşünülen klinik psikoloğun eğitim ve sertifikasyon bilgilerine internet sitesi ve sosyal medya hesaplarından ulaşmak mümkündür. Klinik psikoloğun çalışma alanları arasında panik bozukluk ve agorafobi bulunuyorsa randevu oluşturulabilir.

Bilgi almak veya randevu oluşturmak için Ankara Çankaya’da bulunan ofisimizle iletişime geçebilir veya bizi ziyaret edebilirsiniz.

Ankara Panik Bozukluk ve Agorafobi Tedavisi Ücretleri Ne kadar?

Ankara’da panik bozukluk ve agorafobi psikoterapi tedavi ücretleri, terapiyi uygulayacak klinik psikoloğun belirlediği seans ücretine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Seans ücretleri genellikle 2500-3500 TL arasında değişmektedir.

Ankara Panik Bozukluk ve Agorafobi Tedavisinde Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?

Ankara’da panik bozukluk ve agorafobi yaşayan bir kişi, yazımın başında bahsettiğim yaşam tarzı değişiklikleri, nefes egzersizleri ve başa çıkma tekniklerini uygulayabilir. Ancak buna rağmen belirtiler devam ediyorsa, mutlaka bir uzmandan destek alınması önerilir.

Kaynakça

  • Öztürk, O. (1983). Ruh sağlığı ve hastalıkları. Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği yayını.
  • Özakkaş, T. (2014). ANKSİYETE BOZUKLUKLARI VE TEDAVİSİ

Kişisel danışmanlık alın.

Son Yazılar.

  • ankara psikolog
    1 Şubat 2025Blog11 min

    Ankara’da klinik psikolog ile yapılan görüşmeler genellikle haftada bir veya iki kez olacak şekilde planlanır. Tedavi süreci, danışanın ihtiyaçlarına ve belirlenen terapi planına göre şekillenir. Görüşmeler devam ettikçe, danışanın belirtilerinde iyileşme sağlanması hedeflenir.