Ankiseyete (Kaygı) Bozukluğu

Yaygın kaygı (anksiyete) bozukluğu, belli bir nesneye karşı sıklıkla, aşırı derecede ve kontrol edilemez şekilde endişelenme ve fiziksel gerginlik yaşama durumudur.

Yaygın Anksiyete Kaygı Bozukluğu Nedir?

Finansal meseleler, mesleki performans, aile ilişkileri, sosyal ilişkiler gibi birçok konu hakkında aşırı endişe ve kaygı duyma haline yaygın kaybı bozukluğu denir. Belirtiler hemen her gün, en az 6 ay boyunca devam eder. Kişi, kaygısı kontrol etmekte çok zorlanır. Belirsizliğe tahammül edemez ve bir güvence arayışı içindedir.

Yaygın Kaygı Bozukluğu ile Normal Stres Arasındaki Fark Nedir?

Yaygın kaygı bozukluğu olan kişilerin endişelendikleri ve stres oldukları konular, hemen herkesle aynıdır. Ancak, bu kişiler stresi kontrol edilemez bir biçimde algılar. Yaygın kaygı bozukluğundan bahsettiğimizde, endişenin ve stresin tekrarlayıcı, ısrarcı ve devamlı oluşundan söz ederiz.

Yaygın Kaygı Bozukluğu Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?

Yaygın kaygı bozukluğunun belirtileri aşağıda sıralanmıştır:

  • Genel görünüm ve davranış: Kişide sürekli bir kaygı hali gözlemlenir. Yüz ifadesi genellikle endişelidir ve gergin bir görünüm sergiler. Küçük seslere karşı aşırı duyarlılık göstererek kolayca irkilebilir. Çabuk kızabilir.
  • Konuşma ve ilişki kurma: Kişinin sesi heyecanlı ve titrek olabilir.
  • Duygulanım: Kişi, korku hisseder ancak korkusunun nedenini tam olarak tanımlayamayabilir. Kaygılı, korkulu duygulanım uzun süredir devam ettiği için, bir süre sonra depresif belirtiler görülebilir.
  • Bilişsel yetiler: Dikkat kolay dağılabilir. Kişiler bu durumu genellikle “kafam çalışmaz gibi oldu” şeklinde tarif eder.
  • Düşünce süreci ve içeriği: “Ya olursa” tarzı düşünceler hakimdir. Düşünce içeriğinde tasalanma vardır. Kişi kendine, ya da sevdiği bir kişinin başına bir şeyler geleceğinden korkar.
  • Bedensel ve fizyolojik belirtiler: Kan basıncında artma, göz bebeklerinde büyüme, boğazın düğümlenmesi, çarpıntı gibi belirtiler görülebilir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Kimlerde Daha Sık Görülür?

Araştırmalara göre, çocukluk çağında kötü muamele görmüş olan, düşük sosyoekonomik durumu olan, sorunlarını içe atma eğiliminde olan, çocuklukta davranım bozukluğu olan kişilerde yaygın kaygı bozukluğu görülme riski artmaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla görülmektedir.

Kaygı Bozukluğu Türleri Nelerdir?

Kaygı bozukluğu türleri aşağıda sıralanmıştır:

  • Panik bozukluk
  • Yaygın kaygı bozukluğu
  • Sosyal kaygı bozukluğu
  • Agorafobi
  • Özgül fobi
  • Seçici konuşmazlık (selektif mutizm)
  • Ayrılma kaygısı bozukluğu
  • Başka bir sağlık durumuna bağlı kaygı bozukluğu
  • Maddenin/ilacın yol açtığı kaygı bozukluğu
  • Başka Türlü Adlandırılamayan Kaygı Bozukluğu (Diğer Tanımlanmış veya Tanımlanmamış Kaygı Bozukluğu)

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nasıl Anlaşılır?

Aşağıdaki belirtilere bakılarak kaygı bozukluğu anlaşılabilir:

  • Kesin olmayan, çoğunlukla belirsiz bir tehdide karşı endişe hissetme ve endişeyi durduramama
  • Belirsizliğe tahammülsüzlük
  • Kontrol edilemezlik algısı
  • Endişe, korku, kaygı gibi olumsuz duygulanımlar
  • Kas gerginliği gibi fiziksel belirtiler
  • Endişe veren durumlardan kaçınma davranışları

Yaygın Kaygı Bozukluğu ile Panik Bozukluk Arasındaki Fark Nedir?

Panik bozukluğu olan kişiler daha çok hastalık, yaralanma, ölüm gibi olumsuz bir fiziksel sonuçla ilgili kaygı duyarlar. Yaygın kaygı bozukluğu olan kişiler ise kişilerarası/sosyal tehditlerden, özgüvenleriyle ilgili tehdit içeren durumlardan ve günlük ufak tehditlerden kaygı duyarlar.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nasıl Belirti Verir?

Sosyal kaygı bozukluğu, bireyin başkalarının kendisini gözlemleyeceği ve performansını yargılayacağı düşüncesiyle yoğun kaygı hissetmesi, bu kaygının işlevselliğini bozacak seviyeye ulaşması ve bu tür durumlardan kaçınmasıyla karakterizedir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Kaygı Bozukluğu mudur?

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM – Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders), ruhsal bozuklukların sınıflandırılmasını sağlar. Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB), DSM-5’e kadar kaygı bozuklukları içinde sınıflandırılmışken, artık ayrı bir tanı kategorisi altında ele alınmaktadır.

Yaygın Kaygı Bozukluğu ve OKB Arasındaki Fark Nedir?

Yaygın kaygı bozukluğu olan kişiler, bazen OKB vakalarını andırsa da arada önemli bir fark vardır. OKB vakalarında takıntılar (obsesyonlar) istemsizdir, kişinin aklına ısrarla gelen saplantılı düşünceler vardır. Yaygın kaygı bozukluğunda hissedilen kaygı daha istemlidir. Kişi, kaygı veren durumu ele alır ve düşünmeye başlar. Örneğin, boşanma sürecinde ne olacağını düşünmek yaygın kaygı bozukluğu olan bir kişinin endişelendiği bir konuyken, “ya eşcinsel olursam” düşünceleri obsesyona örnek olabilir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Kaygı Bozukluğu mudur?

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM – Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders), ruhsal bozuklukların sınıflandırılmasını sağlar. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), DSM-5’e kadar kaygı bozuklukları içinde sınıflandırılmışken, artık ayrı bir tanı kategorisi altında ele alınmaktadır.

Fobiler Kaygı Bozukluğu Kapsamında Değerlendirilir mi?

Evet, fobiler DSM-5’te kaygı bozuklukları içerisinde tanımlanmaktadır.

Kaygı Bozuklukları Neden Ortaya Çıkar?

Kaygı bozukluklarının ortaya çıkmasında psikodinamik etkenler, öğrenme ilkeleri ve biyolojik etkenler birlikte işlemektedir. Kimi hastalarda biyolojik, kimi hastalarda dinamik, kimi hastalarda ise öğrenme etkeni daha ağırlıklı olabilir.

Kaygı Bozukluklarında Genetik Faktörlerin Etkisi Var mı?

İkizlerle yapılan araştırmalar ve aile ağacı incelemelerine göre kaygı bozukluklarının oluşunda genetik faktörlerin etkisi vardır. Kaygı bozuklukları arasında, özellikle ailevi yatkınlıkların en belirgin olduğu bozukluk panik bozukluktur.

Yaygın kaygı bozukluğunda ailesel yatkınlık olduğu bilinmekte olup, kalıtılabilirlik oranının çok yüksek olmadığı bildirilmektedir.

Çocukluk Travmaları Kaygı Bozukluklarına Neden Olur mu?

Çocukluk çağlarındaki travmatik yaşantıların, ruhsallık üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Araştırmalara göre, çocukluklarında cinsel veya fiziksel kötü muamele gibi travmatik olaylar yaşayan bireylerin, bu tür deneyimleri yaşamayanlara kıyasla kaygı bozukluğu geliştirme riski daha yüksektir. Aslında, çocuklukta yaşanan travmatik olaylar, her türlü psikopatoloji için risk teşkil eder. Kaygı bozuklukları da bu psikopatolojilerden bir tanesidir.

Bebeklik ve/veya çocukluk döneminde anne-babadan ayrılma, yeterli toplumsal etkileşim fırsatlarına sahip olamama ve ailede kaygı bozukluğu olan bireylerin bulunması, kaygı bozukluğunun gelişiminde etkili diğer faktörler arasında yer almaktadır.

Kaygı Bozuklukları ve Beyin Kimyası Arasındaki İlişki Nedir?

Normal bireylerde, beklenti anksiyetesi yaşandığında orta prefrontal kortekste bölgesel kan akımı azalır. Bununla birlikte, kalp hızındaki artışın eşlik ettiği beklenti anksiyetesi durumlarında sağ dorsolateral prefrontal kortekste, sol alt temporal kortekste ve sol amigdaloid-hipokampal bölgede kan akışının arttığı tespit edilmiştir.

Sosyal fobide amigdala önemli bir rol oynar. Artan amigdala aktivitesi, bilişsel davranışçı terapi veya serotonerjik ilaç tedavisi ile azalma göstermektedir.

Özgül fobide, amigdala, ön singulat korteks, talamus ve insula gibi duyusal algıyla ilgili bölgelerin aktivitesinde erken bir artış gözlenir. Fobik uyaranla karşılaşmanın ardından prefrontal, orbitofrontal ve görsel kortekslerin aktivitesinde de çeşitli anormallikler meydana gelir.

Beslenme ve Yaşam Tarzı Kaygı Düzeyini Etkiler mi?

Evet, beslenme ve yaşam tarzı kaygının düzeyini etkileyen faktörlerdendir. Örneğin, kafein tüketimi kaygıyı artırabilirken, sağlıklı beslenme, kaygı riskini azaltabilir. Düzenli yürüyüş yapma, dengeli ve sağlıklı beslenme gibi alışkanlıklar, kaygıyı azalmaya yardımcı olacaktır.

Kaygı Bozukluğu Tedavi Edilebilir mi?

Kaygı bozukluklarının tedavisinde psikoterapi ve ilaç tedavisi gibi yöntemler yaygın olarak kullanılmaktadır. Uygun tedavi yöntemleriyle kaygı bozuklukları büyük ölçüde tedavi edilebilmektedir.

Kaygı Bozukluğu İçin Hangi Terapi Yöntemleri Kullanılır?

Kaygı bozukluklarının tedavisinde psikodinamik terapi, bilişsel davranışçı terapi, şema terapi gibi yaklaşımlar kullanılmaktadır.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Kaygı Bozukluklarında Nasıl Etkilidir?

Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımında kaygı ile çalışılırken öncelikle kaygı, gerçekçi beklenti düzeyine çekilir. Yani kişiye, kaygılı düşünce ile gerçekçi düşüncenin farkı öğretilir. Bazı metaforlar ve egzersizlerle kaygının hiçbir zaman sıfır olmayacağı danışana anlatılır. Ayrıca belirli bir düzeye kadar kaygının sağlıklı olduğu ve bizde var olmasını isteyeceğimiz bir şey olduğu vurgulanır.

Çoğu zaman kaygılı düşünce ve imajları tetikleyen bir tetikleyici vardır. Bu tetikleyici durum, herhangi bir şey olabilir.  Bizim tetikleyicileri biliyor olmamız önemlidir. Kişi, tetikleyicilerden uzaklaşmak için genellikle bir kaçınma davranışı yapar. Bu kaçınma davranışlarının farkına varmak, sistematik duyarsızlaştırma egzersizlerinin planlanabilmesi için gereklidir.

Bilişsel önyargıları düzeltme, fizyolojik uyarılmayı azaltma, kaçınma davranışlarını kesme, tedavi hedeflerindendir. Bu hedefler doğrultusunda; psikoeğitim ve bilişsel yeniden yapılandırma, kas gevşetme eğitimi, imgeleme yoluyla endişenin üstüne gitme, yerinde üstüne gitme, tepki engelleme, zaman yönetimi ve sorun çözme becerileri kazandırma gibi tedavi yöntemleri kullanılır.

Psikodinamik Terapi Kaygı Bozukluklarında Etkili midir?

Psikodinamik psikoterapi, kaygı bozukluklarında sıklıkla uygulanan etkili tedavi yaklaşımlarından biridir.

Kaygı Bozukluğu İçin İlaç Tedavisi Gerekir mi?

Kaygı bozukluğu yaşayan kişinin işlevselliğinde ciddi bozulmalar varsa, ilaç tedavisi gerekli olabilir.

Kaygı Bozukluğu İçin Psikolog mu, Psikiyatrist mi Daha Uygundur?

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Kaygı bozukluğu yaşayan her bireyin hastalığı algılayışı ve deneyimleyişi farklıdır. Hastalığın şiddeti, süresi gibi birçok faktör tedavi protokolünü etkileyebilir. Psikologlar ve psikiyatristler iş birliği içinde çalışır. Bu nedenle kişi bir uzmana başvurduğunda, gerekli durumlarda psikologlar psikiyatristlere, psikiyatristler ise psikologlara yönlendirme yapabilir.

Kaygı Bozukluğu Olan Biri Nasıl Bir Terapi Süreci Geçirir?

Psikanalitik teoriye göre, kaygının temelinde içsel çatışmalar bulunur. Benlik, bilinçdışı dürtüler karşısında çözüm bulamaz ve bu durumla baş edemezse kaygı ortaya çıkar. Bu kaygıyla başa çıkabilmek için benlik, yer değiştirme (displacement) gibi savunma mekanizmalarını kullanır.

Psikodinamik psikoterapi yaklaşımında, terapi görüşmeleri sırasında kaygının bilinçdışı kaynakları araştırılır. Savunma mekanizmaları deşifre edilir ve kişi, kaygısının bilinçdışı kökenleri hakkında farkındalık kazanmaya başlar. Kaygının altında yatan nedenleri anlamaya başladıkça, semptomların azalması beklenir. Danışan, kendi ruhsallığına ve hastalığına dair içgörü kazanır.

Online Terapi Kaygı Bozukluğu Tedavisinde Etkili Olur mu?

Birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisini online olarak yapmak mümkündür. Online görüşmelerle şehir dışında veya yurt dışında olan hastalarla görüşmeler yapılabilir. Ayrıca bazı psikolojik hastalıklarda, özellikle hastanın işlevselliğinin çok bozulduğu, evden çıkamadığı durumlarda muayenehaneye gelmesi mümkün olmayabilir. Bu durumlarda da online terapiler tercih edilmektedir.

Kaygı Bozukluğu Tedavisinde Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) Teknikleri Nasıl Yardımcı olur?

Mindfulness teknikleriyle kişi, mevcut anın, o an içindeki hislerinin, düşüncelerinin, bedensel belirtilerinin farkına varabilir.

Kaygıyı Azaltmak İçin Günlük Hayatta Neler Yapılabilir?

Kaygıyı azaltmak için günlük hayatta yapılabilecek bazı yöntemler şunlardır:

  • Fiziksel egzersiz ve yürüyüşlerin günlük rutine eklenmesi
  • Düzenli bir uyku alışkanlığının oluşturulması
  • Gevşeme ve nefes egzersizlerinin uygulanması
  • Doğada vakit geçirilerek stresin azaltılması
  • Kafein ve sigara tüketiminin sınırlandırılması
  • Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterilmesi
  • Sosyal ilişkilerin güçlendirilerek destek sisteminin artırılması

Nefes Egzersizleri Kaygıyı Yönetmeye Nasıl Yardımcı Olur?

Doğru nefes aldığımızda, bedenimizde sağlıklı bir oksijen-karbondioksit dengesi oluşur. Hızlı nefes alıp verme bu dengeyi bozar. Yoğun kaygı yaşayan kişilerde hızlı nefes alma, kalp çarpıntısı, terleme gibi belirtiler görülebilir. Nefes egzersizleriyle bu durum kontrol altına alınabilir.

Gevşeme Egzersizleri Kaygıyı Yönetmeye Nasıl Yardımcı Olur?

Gevşeme egzersizleri, bir tedavi yöntemi olmasa da öğrenilmesi gereken önemli bir beceridir. Bu egzersizlerle, gerginliğin ilk işaretleri fark edilir ve fizyolojik uyarılma azaltılmaya çalışılır. 40 dakikalık ve 20 dakikalık versiyonları mevcuttur.

Gevşeme egzersizleri sırasında belirli kas grupları gerilir ve gevşetilir. Bu süreçle, gerginlik ve gevşeme arasındaki duyumların farkına varılır. Gerginliğin ilk belirtilerini tanımak, kaygının artmasını engellemek açısından önemlidir.

Egzersiz Yapmanın Kaygı Bozuklukları Üzerindeki Etkisi Nedir?

Spor, yürüyüş gibi fiziksel egzersizler, nefes egzersizleri, gevşeme egzersizleri gibi teknikler, kaygı üzerinde olumlu etki yapar.

Meditasyon ve Yoga Kaygıyı Hafifletir mi?

Genel anlamda, meditasyon ve yoga, sağlıklı yaşam ve ruhsal denge açısından olumlu etkiler yapar. Bu uygulamalar, stresi azaltır, zihinsel ve bedensel rahatlama sağlar, ancak bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmez.

Uyku Düzeni Kaygı Seviyesini Nasıl Etkiler?

Yetersiz ve/veya düzensiz uyku, bedensel ve zihinsel olarak sorunlara yol açabilir. Dolayısıyla bu durum kaygıyı olumsuz etkileyecektir.

Kaygı Bozukluğu Olan Birine Nasıl Destek Olunur?

Çoğu danışan, hayatları boyunca devam eden genel kaygılar yaşadığını belirtir. Bu kişiler, problemleriyle uzun süre baş etmeye çalışırken, kaygı giderek daha yoğun bir hal alır. Kaygı bozukluğu yaşayan birine verilebilecek en önemli destek, ona profesyonel yardım alması konusunda cesaret vermektir.

Ayrıca, stresli yaşam olayları, kaygı bozukluğunun gelişmesinde önemli bir rol oynar. Kişinin hayatındaki stresin azalması için gerekli duygusal ve pratik destek sağlanabilir.

Anket Tekniği ile kişi, kaygı hissettiği durumlarla ilgili inançlarını ve varsayımlarını değerlendirebilir. Kaygı duyduğu konularla ilgili araştırmalar yapabilir, başkalarıyla konuşarak farklı bakış açıları edinebilir ve gözlemler yapabilir. Örneğin, “uçağa binersem uçak düşer” inancına sahip bir kişi, bir yıl içinde gerçekleşen uçak kazalarını araştırarak, bu inancının gerçeklik payını sorgulayabilir. Bu süreç, kaygının doğruluğunu test etmeye yardımcı olabilir.

Kaynaklar

  • Şahin, M. (2019). Korku, kaygi ve kaygi (anksiyete) bozukluklari. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 6(10), 117-135.
  • Öztürk, O. (1983). Ruh sağlığı ve hastalıkları. Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği yayını.

Kişisel danışmanlık alın.

Son Yazılar.

  • ankara psikolog
    1 Şubat 2025Blog11 min

    Ankara’da klinik psikolog ile yapılan görüşmeler genellikle haftada bir veya iki kez olacak şekilde planlanır. Tedavi süreci, danışanın ihtiyaçlarına ve belirlenen terapi planına göre şekillenir. Görüşmeler devam ettikçe, danışanın belirtilerinde iyileşme sağlanması hedeflenir.