Duygu ve davranışlarında güçlükler yaşayan çocuklara yardımcı olabilmek için uygulanan teknik ve metotlara çocuk psikoterapisi denir. Çocuk terapisinde, yeni beceriler kazanılırken eş zamanlı olarak geçmişteki hatalı öğrenmelerin düzeltilmesi amaçlanır.
Çocuk terapisi hangi durumlarda gerekli olur?
Aşağıda sıralanan durumlarda çocuk terapisi gerekli olabilir:
- Psikopatolojik Belirtiler: Birçok psikopatolojik belirti çocukluk çağında görülmeye başlar.
- Gelişim Problemleri: Öğrenme güçlüğü, otizm, DEHB, konuşma ve dil bozuklukları, tuvalet eğitiminde gecikme.
- Çocukluk Çağı Yeme Bozuklukları: Anoreksiya nevroza, bulimiya nevroza, obezite.
- Agresif davranışlar, kendine zarar verme, öfke problemleri, ısırma, vurma, şiddet davranışları
- Bağımlılıklar: İnternet, telefon, tablet bağımlılığı.
- Yas: Aile yakınlarından birinin veya evcil hayvanın kaybı, hastalığı veya ölümü, kardeşlerin evden ayrılışı.
- Psikosomatik Belirtiler (Somatizasyon): Organik bir nedene dayanmayan kronik baş ağrıları, karın ağrıları ve diğer bedensel yakınmalar.
- Uyku Problemleri: Kabuslar, gece terörü, uykuya dalmada güçlük.
- Okul Problemleri: Okula gitmek istememe, okula geç kalma, akademik başarıda düşüş, ders stresi, akran zorbalıkları.
- Travmalar: Aile içi şiddet, çocuk istismarı, aile krizleri.
- Yaşam Evreleri ve Geçiş Süreçleri: Boşanma sürecinin çocuğa aktarılması konusundaki danışmanlık talepleri ile çocukta veya ailede görülen kronik/ciddi hastalık durumlarında sağlanan psikososyal destek süreçleri.
- Duygudurum Bozuklukları: Üzüntü, depresyon, daha önce zevk alınan şeylere karşı isteksizlik, sosyal ilişkilere ilgi kaybı, ani ruh değişimleri.
- Dışavurum Sorunları: Enürezis (alt ıslatma) ve enkoprezis (kaka kaçırma).
Çocuk terapisi kaç yaşından itibaren uygulanabilir?
Gelişimsel ihtiyaçlar doğrultusunda, 2-12 yaş grubundaki çocuklara yönelik çocuk odaklı terapi süreçleri yürütülmektedir.
Çocuk terapisi ile yetişkin terapisi arasındaki fark nedir?
Yetişkinlerde yerleşik hale gelen alışkanlıkların aksine, çocuklarda bu yapılar henüz şekillenme aşamasındadır. Bu nedenle, çocukluk döneminde müdahale ederek kalıcı davranış değişiklikleri sağlamak çok daha hızlı ve etkili sonuçlar verir.
Yetişkinlerin aksine çocuklar, bir değişim ihtiyacı hissederek kendi istekleriyle terapiye başvurmazlar. Yaşadıkları güçlüklerin sorumluluğunu üstlenmek yerine genellikle bu durumları dışsal nedenlere bağlarlar. Örneğin; kardeşine vuran bir çocuk, bu davranışı kendi hatası olarak görmez ve “O zaman o da oyuncağımı almasaydı!” diyerek sorumluluğu karşı tarafa yükler. Kendi ihtiyaçlarının ve davranışlarının henüz farkında olmadıkları bu süreçte terapi arayışı genellikle çocuğun tutumları aile veya okul düzeninde sorun yaratmaya başladığında bir yetişkin yönlendirmesiyle gerçekleşir.
Çocuklar terapiye neden ihtiyaç duyar?
Çocukların iç dünyasında anlamlandırmakta zorlandığı duygular, dışarıya çeşitli davranışsal problemler veya uyum güçlükleri olarak yansıyabilir. Çocuklarda terapi ihtiyacı; boşanma veya yas gibi köklü yaşam değişikliklerinden akademik zorluklara ve gelişimsel süreçlere kadar pek çok farklı alanda ortaya çıkabilir.
Önemli olan, çocuğun sergilediği bu belirtilerin altında yatan ve henüz kelimelere dökülememiş olan temel ihtiyaçları fark edebilmektir. Profesyonel destek; çocuğun bu karmaşık süreçleri sağlıklı bir şekilde yönetebilmesi ve ailenin bu yeni sürece uyum sağlayabilmesi adına güvenli bir rehberlik sunar.
Her davranış problemi terapi gerektirir mi?
Her davranış problemi terapi gerektirmeyebilir. Çocuklarda görülen problemli davranışlar bir süre sonra sönebilir. Ancak uzun süredir devam ediyorsa ve çocuğun hayatında işlevselliğini bozuyorsa bir uzman değerlendirmesi tavsiye edilir.
Bazı durumlarda ise çocuk, yaşadığı güncel bir olayla ilgili o anlık bir desteğe ihtiyaç duyabilir. Örneğin; boşanma kararı alan ebeveynlerin bu durumu çocukla paylaştığı ve sonrasında davranış problemlerinin baş gösterdiği süreçlerde, çocuk terapiye başlayabilir. Benzer şekilde, okulda akran zorbalığına maruz kalan bir çocuğun sergilediği belirtiler zamanla hafifleyecek olsa bile, zorbalığın yaşandığı o hassas dönemde profesyonel destek alması, sürecin çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirecektir.

Hangi durumlarda çocuk terapisine başvurulmalıdır?
Aşağıda sıralanan durumlar çocukta görülüyorsa çocuk terapisine başvurulabilir:
- Mental retardasyon
- Yaygın gelişimsel bozukluklar
- Dikkat eksikliği
- Yıkıcı davranış bozuklukları
- Öğrenme bozuklukları
- Duygudurum bozuklukları
- Anksiyete bozuklukları
- Tik bozuklukları
- Dışa atım bozuklukları
- Çocukluk dönemi yeme bozuklukları
- Uyum bozuklukları
Çocuğumun davranışları normal mi yoksa destek alınmalı mı?
Çocuklar değişik yaş gruplarında farklı tutum ve davranışlar gösterirler. Çocukları daha iyi anlayabilmek ve uygun davranabilmek için çocukların gelişim dönemlerini ve bu dönemlerin özelliklerini bilmek önemlidir. Böylece normal ve anormal davranış ayırt edilebilir. Örneğin, çocuğun 12-36 ay döneminde tuvalet eğitimini almasını bekleyebiliriz. 7 yaşındaki bir çocuk bu konuda güçlük yaşıyorsa desteğe ihtiyacı olabilir. Ama 3 yaşında bu problemi yaşayan bir çocuk için gerekli olmayabilir.
Öfke nöbetleri için terapi gerekli midir?
Öfkenin çıkma nedeni genel olarak her çocukta ve her dönemde farklılık gösterebilir. 1-2 yaşına kadar genel olarak fiziksel uyaranlardan rahatsız olan bebekler sinirlilik hali yaşarlar. Bu duruma; açlık, yüksek ses, kalabalık ortam vs. gibi sebepler neden olabilir. 3 yaşa kadar olan süreçlerde ise çocuklar hala konuşmaya çalıştıkları için kendini tam olarak ifade edemezler ve bununla beraber sinirlilik hali yaşayabilirler.
Çünkü o yaşta çocuklar kendilerini dünyanın merkezinde görürler ve istedikleri her şeyi yaptırmaya çalışırlar. Okul öncesi dönem ise duyguları kontrol etmekte zorlanılan dönemdir bu yüzden öfkeli tutumlar sergilenebilir. Haksızlığa gelemeyen okul çağındaki çocuklarda genel olarak bu duyguları yaşayabilirler.
Öfke nöbetleri çocuğun gelişimsel dönemine uygun olarak azalmıyorsa, şiddeti ve sıklığı normalden fazlaysa terapi gerekli olabilir.
İçe kapanık çocuklar terapiye ihtiyaç duyar mı?
Bu soruya yanıt verebilmek için çocuğun içekapanıklığının altında yatan sebepler üzerine düşünülmelidir. Örneğin, evcil hayvanı ölmüş bir çocukta bir dönem için içine kapanma görülebilir. Veya çocuk mizacı gereği içedönük bir yapıya sahip olabilir. Burada terapi ihtiyacı içedönüklüğün ne zaman başladığı, ne kadar süredir devam ettiği, çocuğun aile, sosyal ve okul hayatındaki işlevselliğinde güçlüklere yol açıp açmaması, şiddeti gibi birçok faktöre bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Eğer ailenin dikkatini çektiyse, bu konuda bir uzmandan fikir alınabilir.
Okul uyum sorunları terapi ile çözülebilir mi?
Evet, okul uyum sorunlarıyla ilgili terapi desteği almak mümkündür. Bu konuda hem çocukla hem de bakıverenleriyle bir süreç ilerletilir.
Kardeş kıskançlığı terapi gerektirir mi?
Kardeşi olan bir çocuk için kardeş kıskançlığı beklediğimiz bir durum olabilir. Ve kardeşini kıskanan her çocuğun doğrudan terapiye gelmesi gerekmez. Ancak bu durum istikrarlı davranış problemlerine yol açtıysa terapi gerekli olabilir. Örneğin çocuk, kardeşi doğduktan sonra altını ıslatmaya, parmağını emmeye başladıysa, kardeşine zarar veriyorsa psikoterapi gerekli olabilir.
Boşanma süreci çocukları nasıl etkiler?
Yaşanan her olayın her kişi-çocuk için etkileri farklıdır. Boşanma sürecinin etkileri de her çocuk için farklı olacaktır. Aile üyeleri, aile içi iletişim, boşanma sürecinin nasıl ilerlediği, boşanmanın çocuğa nasıl açıklandığı, çocuğun hayatındaki değişiklikler gibi birçok faktöre bağlı olarak etkiler olumlu veya olumsuz olarak değişecektir.
Travma yaşayan çocuklarda terapi nasıl ilerler?
Her birey kendi içinde biriciktir. Adına travma dediğimiz olaylar da çocuk için farklı alt başlıklarda olabilir. Travmanın içeriğine göre terapide süreci değişiklik gösterecektir.
Çocuk Terapisi Süreci Nasıl İlerler?
İlk seanslarda çocukla genellikle problem hakkında konuşulmaz. Mesleğimiz ve kim olduğumuz çocuğa açıklanır. Oyun ablasının çocuklarla oyun oynadığı, resimler yaptığı, onlara zorlandıkları konularda yardımcı olabileceğimi anlatılır. “Nasıl hissediyorum, psikoloğumla neler konuşmak istiyorum?” sorularıyla ilgili etkinlikler yapılabilir. Çocuğun kendine veya bir başkasına zarar vereceği durumlar haricinde psikoloğun sırları sakladığı açıklanır. Böyle bir durum olursa da önce çocuktan izin alınacağı, sonra aileye durumun açıklanacağı söylenir.
İlk seansa çocuk olmadan sadece ebeveynler davet edilebilir. Detaylı anamnez alınır, çocuğa ne diyerek getirecekleri öğretilir.
Amacımız başvurulan problemi çözmek ve çocuk hayatının bir başka evresinde benzer bir problem yaşarsa bununla nasıl başa çıkabileceği biliyor olması ve terapiye ihtiyacı kalmamasını sağlamaktır. Davranışlarımızın sonuçlarını, nasıl davrandığımızın belirlediği çocuğa aktarılır. Bu sayede olumlu davranışları artırma, olumsuz davranışları azaltma hedeflenir. Etkin dinleme, ben dili kullanma gibi iletişim becerileri geliştirme hedeflenir.
Problemli davranışların analizi yapılır ve ailenin bu problemli davranışlara nasıl katkıda bulundukları gösterilir. Aileye psikoeğitim verilir. Çocuğun olumlu davranışlarını nasıl gösterecekleri, olumsuz davranışların nasıl söndürüleceği aileye anlatılır. Ödül olarak nelerin kullanılabileceği üzerine düşünülür.
Terapist çocukla nasıl iletişim kurar?
Çocuklar genellikle bir ceza veya şikayet edilme sonucu geldiklerini düşündükleri için başlangıçta terapi sürecine mesafeli yaklaşabilirler. Uzmanı da kendilerini yargılayacak yeni bir “otorite figürü” olarak görme eğilimindedirler. Terapötik ittifakın sağlıklı kurulabilmesi için aşılması gereken ilk engel tam olarak budur.
Süreçte çocuğa koşulsuz saygı duyularak, onun dünyasında ve onun tarafında yer alınır. Temel odak noktası semptomlar değil, o problemlerin altında yatan karşılanmamış ihtiyaçlardır. “Çocuk hangi ihtiyacı karşılanmadığı için bu problemleri yaşıyor ve bu ihtiyaçların sağlıklı bir şekilde karşılanabilmesi için çocuğun ve ailenin hayatı nasıl yeniden düzenlenebilir?” sorusuna birlikte yanıt aranır.
Terapisti başlarda otorite figürü olarak gördükleri için bir yabancıyla psikolojik problemleri üzerine konuşmayı kaygı verici bulabilirler. Bu kaygıyı algılamak ve çocuğu rahatlatmak önemlidir.
Terapide sadece çocuğun problemleriyle çalışılmaz. Aynı zamanda güçlü yönleri görünür hale getirilir. Terapiye kendi isteğiyle gelmeyen çocuğun geldiği yerde, olumlu, güçlü yanlarını ortaya çıkaran terapisti gördüğünde süreci ilgi çekici bulmaya başlar ve terapötik ilişki kuvvetlenir. Sonrasında terapiye gelme istediği zamanla artar.
Ebeveynler terapi sürecine dahil olur mu?
Evet, ebeveynler terapi sürecine dahil olur. Ancak bu ebeveynlerin oyun terapisine katılmaları anlamına gelmez. Belirli aralıklarla aile ile çocuktan ayrı seanslar planlanır ve aileye psikoeğitim verilir.
Terapist, aile ve çocuk arasında köprü oluştururken çocuğun tercümanı olur. Önemli olan çocuğun problemli davranışları neden gösterdiğini anlamaktır. Sonrasında mümkün olan en güzel yöntemle bu aileye anlatılır.
Aileyle çalışmanın gerekliliğinin en önemli nedenlerinden biri aileden bilgi alabilmektedir. Alınacak bilgiler çocuğun gelişimi ve yaşanmakta olan problemle doğrudan ilgilidir.
Problem davranışların sıklığını, şiddetini ve süresini araştırarak önemli olanlar önemsiz olanlardan ayrılır. Ailenin çocuktan gerçekçi davranışlar beklemelerini sağlanır. İşlevsel ve gerçekçi olmayan anne baba inançları, daha işlevsel ve gerçekçi olanlarla değiştirilir.
Süreçte anne ve baba için aslında gizil bir eğitim sunulur. Anne baba eğitimi sırasında, çocuğun olumlu davranışlarının pekiştirilmesi öğretilir. Çocuğun yaş dönemi özellikleri ve dönemlere özgü davranış stilleri anlatılarak, ailenin de normal ve anormal olanı ayırt etmesini sağlayacak psikoeğitim verilir.
Bilgi alma ve psikoeğitime ek olarak aileyle çalışırken yardımcı olunması gereken başka konular da mevcuttur:
- Aile içi etkili iletişimi sağlama
- Ailenin kendi doğal kaynaklarını kullanarak problem çözme becerisi kazanmasını sağlamak
- Kriz durumlarında yardımcı olmak
- Yaşam boyu değişen rollere uyum sağlama
- Ebeveyn-çocuk ilişkisi zarar görmüşse, mümkünse hemen onarılmalıdır. Ancak şu an için ilişkiyi onarmak mümkün değilse ve iki taraf da ilişkiyi koparma yoluna gidiyorsa, yine de taraflar hazır olduğunda bunu başarabilmek için kapılar açık bırakılmalıdır. Bizim görevimiz kalıtımsal bağa saygı duymak, onarmak ve uygun olduklarında onların aralarındaki bu uçurumu kapatmalarına yardımcı olmaktır.
- Aileler çocuklarını psikoterapi için getirdiklerinde, terapistin bilmesi gereken aileye ve çocuğa dair bir takım konu başlıkları vardır. Bu konu başlıklarını irdelerken terapist aynı zamanda ailenin ebeveynlik stillerini, konuya yaklaşımlarını ve sorunun çocuğu olduğu kadar anne babayı da nasıl etkilediğini anlamaya çalışır. Çocukla psikoterapi sürecinde olumlu gelişim, terapistin çocukla kurduğu ilişki kadar anne babayla kurduğu ilişkiye de bağlıdır. Hele ki zor bir ebeveyn söz konusuysa o kişiyle kurulan ilişki sürecin kaderini tayin edebilir.
Seanslar ne kadar sürer?
Seansların süresi başvuru nedeni, problemlerin ne kadar süredir devam ettiği, çocuğun sosyal destek kaynakları gibi birçok faktöre bağlı olarak değişiklik gösterecektir.
Çocuk Terapisinde Kullanılan Yöntemler Nelerdir?
Çocuk terapisinde kullanılan bazı yöntemler aşağıda sıralanmıştır:
- 6 yaş öncesinde sembolik araçlar (oyun ve resim) aracılığıyla sağlanan terapötik bağ, 6 yaş sonrasında gelişen dil becerisiyle birlikte farklı müdahalelerle desteklenir.
- Kısa süreli çözüm odaklı terapiler
- Psikodinamik çocuk terapileri
- Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
- Şema Terapi
- Sanat Terapisi
- Çocuk değerlendirme testleri
Terapide kullanılan tekniği seçerken çocuğun yaşı, zihinsel gelişim düzeyi göz önünde bulundurulur. Her çocuğa özgü ayrı bir plan oluşturulur.
Oyun terapisi nedir ve nasıl uygulanır?
Oyun terapisi, bir çocuk ve terapist arasında, çocuğun doğal dili olan oyun yoluyla kendisini (hislerini, düşüncelerini, deneyimlerini ve davranışlarını) keşfetmesini ve ifade etmesini sağlayan, oyun malzemelerinden faydalanılan dinamik bir ilişkidir. Oyun üzerine kurulmuş bütünsel bir terapötik sistemdir. Çocukların yapıcı özelliklerine ve dayanıklılıklarına olan inanç üzerine kuruludur. Kendileri hakkında bilgiyi en doğru olarak yine çocuklardan alabiliriz.
Çocuklar eğer oyun terapisi ilişkisi içerisinde kendileri olma özgürlüğüne sahip olabilirlerse, kendi gelişimlerini uygun bir şekilde yönlendirme kapasitesine sahip olurlar. Çocuk, oyun odasında kendi geçmişini oluşturur ve terapist her çocuğun belirlediği yöne saygı duyar. Terapistin hedefi, çocuğun içindeki yönelimleri, yaratıcılığı, ilerleme ve iyileşme potansiyelini ortaya çıkaracak biçimde ilişki kurmaktır.
Oyun terapisi, çocuklara veya çocuklar için bir şey yapmaktan ziyade, bir tavır, felsefe, çocuklarla olma biçimidir. Bu felsefenin temeli çocukların büyümeye ve olgunluğa doğru yönelme yetisine sahip olduğu düşüncesidir. Aslında çocuklar, kendilerine yapıcı bir şekilde yön biçebilirler. Oyun terapisinin önemli bir özelliği, terapistin sürekli öğrenme halinde olmasıdır: çocuklar hakkında, çocuk oyununun kompleks basitliği hakkında ve bu oyun üzerinden çocukların iç dünyası hakkında. Bu öğrenim süreci asla sona ermez.
Çizim ve projektif teknikler çocuk hakkında ne gösterir?
Tanı ve değerlendirme birbiri ile bütündür; tanımadan değerlendirme ya da değerlendirmenin desteği olmadan tanıma yalnız başına bir şey ifade etmez. Her çocuğun ilgisi, ihtiyacı, gelişimsel özellikleri, öğrenme yöntemi birbirinden farklıdır.
Çocuğun gelişimin her yönden desteklenebilmesi için çocuğun objektif olarak değerlendirilmesi gereklidir. Çocuğa yardım onun tüm yönlerinin bilinebilme ve tanınabilmesi sayesinde gerçekleştirilebilir. Tanıma ve değerlendirme ile hem çocuğun güçlü yanları hem de gelişimsel ihtiyaçları ortaya çıkarılır.
Çocukların yaş ve gelişim özelliklerinin bilinmesi, çocuğa sunulan destek hizmetlerinin kalitesini etkiler. Çocukların gelişim özellikleri, ilgi ve gereksinimleri belirlendiğinde kazandırılmak istenen hedeflere ulaşılması mümkün olur. Çocuklar arasındaki bireysel farklılıkların belirlenmesi ve düzenlemeler ile planların buna göre yapılması çocuğun desteklenmesi açısından önemlidir.
Çocukların güçlü taraflarının ya da geliştirilebilecek olan özel gereksinimlerinin erken dönemlerde tespit edilmesi ve müdahale edilmesi erken dönemlerden itibaren çocukların destek almasını sağlar.
Çocuklara ilişkin etkili kararlar alınabilmesi, çocukların kendilerini tanıyarak bireysel ve sosyal farkındalıklarının arttırılması için değerlendirme yapmak gerekir. Çocukların gelişimlerindeki ilerleme ya da sapmaların belirlenebilmesi böylece de çocuğa gereken rehberliğin yapılabilmesi, çocukları tanımaya bağlıdır.
Öğretmen çocuğun gelişimsel özelliklerini ve bireysel farklılıklarını bilirse öğrenme deneyimlerini bu yönde planlayabilir, materyalleri gereksinimlerine göre seçebilir ve elde ettiği sonuçlara göre de programı tekrar yapılandırma şansı bulabilir. Bu açıdan çocuklar ilgili tanıma ve değerlendirmeye yönelik çalışmaların sonuçlarının eğitimciler ile paylaşılması gerekmektedir.
Her açıdan sağlıklı çocuklar yetiştirmek, ilk olarak onların gelişim özelliklerinin çok iyi bir şekilde tanınması ile doğrudan ilişkilidir. Çocukları tanıma ve değerlendirmeye yönelik çalışmalar hata olasılığını azaltır ve zarar verme riskini en aza indirir.
Çocukların gelişimlerinin çok hızlı olduğu erken çocukluk yıllarında tanıma ve değerlendirmenin önemi daha da büyüktür. Erken dönemde destek gereksinimlerinin belirlenmesi çocukların gelişimlerini desteklemede etkili stratejilerin oluşturulması açısından önemlidir.
Bütün bu nedenlerden dolayı çocukların gelişimsel değerlendirmelerinin yapılması ve gereksinimlerinin belirlenerek destek programların hazırlamasın gerekmektedir. Psikolojik değerlendirme bu kendine özgülüğü ve bireysel farklılıkları anlama (ölçme değil) ve bireye bu doğrultuda yardım etmek amacıyla gerçekleştirilir. Tanılayıcı veya sınıflayıcı olmak üzere değil anlama ve tanımak üzere yapılır.
Gelişim testleri neden uygulanır?
Çocuğun gelişimini bilmezsek, o çocuğun davranışının gerçekten problemli mi yoksa gelişiminin bir parçası mı olduğunu ayırt etmek mümkün olmayabilir. Bu durumda gelişim testlerine ihtiyaç olacaktır. Normal ya da anormal diyebilmek için objektif testlerle değerlendirmek gerekir.
Terapiye başlamadan önce zeka testleri, gelişim testleri, dikkat testleri, algı testleri gibi bazı testler yapılması gerekebilir. Örneğin akademik başarısızlıkla gelmiş bir çocuk için zekada, gelişimde, algıda, dikkatte bir problem varsa bu organik sebebi bulmadan istediğimiz noktaya ulaşamayız.
Çocuk terapisinde oyun neden bu kadar önemlidir?
Oyun, çocukların dilidir. Çocuklar kendilerini konuşma yoluyla ifade edecek bilişsel yetiye sahip değildir fakat oyun yoluyla kendilerini ifade edebilirler. Çünkü keşfetmekte ve ifade etmekte özgürdürler. Günlük hayattaki fikirlerini oyun yoluyla ifade ederler. Oyun aynı zamanda bir sosyalleşme biçimi ve toplumun kültürünü ve normlarını öğrenmenin bir yoludur.
Oyun, çocuğun kendini ifade ettiği sembolik dildir ve şunları ortaya çıkarabilir:
- Çocuğun yaşadığı deneyimler,
- Bu deneyimlere verdiği tepkiler,
- Bu deneyimler hakkında hissedilenler,
- Çocuğun dilekleri, istekleri, ihtiyaçları,
- Çocuğun benlik algısı.
Bir oyun terapisti olarak çocuklara yardımcı olmanın tek yolu onlara oynayabilecekleri ve kendilerini ifade edebilecekleri alanı ve özgürlüğü sağlamaktır. İfade etmesi korkutucu olabilecek duygular ve tavırlar, çocuğun seçtiği oyuncaklar yoluyla yansıtılabilir. Çocuklar oynayacakları oyuncağı seçmekte ve bu yolla duygularını ve tavırlarını ifade etmekte tamamıyla özgürdür. Hangi duyguları ifade edebilecekleri konusunda bir kısıtlama getirmeyiz.
Çocuğu sadece sözel ifadeye kısıtlamak, terapötik ilişki açısından otomatik olarak bir bariyer yaratır. Çünkü sözcükler hayat deneyimimizin sembolik temsilleridir. 11 yaşın altında bir çocuktan yaşadıkları hakkında teorik bir düşünce geliştirecek evrede olmaları beklenemez. Çocuklardan kendilerini sözel olarak ifade etmelerini beklemek, onları bizim seviyemizde iletişim kurmaya zorlamaktır.
Terapistler olarak bizler çocukların seviyesine gitmeliyiz. Bir terapötik ilişki en iyi oyun yoluyla kurulur. Çocuğun iç dünyasını anlamak isteyen bir terapist, bunu kendi kelimeleri ve ifadeleriyle anlayamaz. Bunun en iyi yolu, çocuğa istediği oyuncağı seçme, istediği gibi oynama özgürlüğü tanıyıp sadece izlemektir. Terapist, çocuğa bu yolla yardımcı olabilir.
Genelde, çocukların hislerine sözel seviyeden erişilemez. Neler yaşadıklarını en iyi şekilde oyun yoluyla anlayabiliriz. Sözel olarak, yeterli seviyede iletişim kuramazlar. Gelişimsel açıdan, hissettiklerini ifade edecek bilişsel ve sözel becerilere henüz sahip değildirler. Duygusal açıdan, hissettiklerinin yoğunluğuna odaklanmayı başaramazlar. Ne hissettiklerini ifade edemezler, ama oyun yoluyla bize bunu gösterebilirler.
Biz onlara ne hissettiklerini fark ettirdiğimizde kendi duygularının farkına varmaya başlarlar. Soyut düşünme becerileri tam olarak gelişmemiştir. Çocuğun dünyası somutlar ile doludur, soyutlarla değil. Burada kastedilen, bir şeyi çocuğa ne kadar anlatsam da çocuğun bunu ancak görebildiği, duyabildiği, dokunabildiği bir şey hakkında konuşursam anlayabildiğidir. Onlara, anlattığım şeyi gösterebilmem gerekir.
Oyun, çocuğun somut ifade biçimi ve dünyayla başa çıkma yöntemidir. Çocuğun başına gelen her şeyi, tüm deneyimlerini kurduğu oyunlarda görebiliriz. Çocuklar, evde yaşanan şeyleri de televizyonda gördükleri şeyleri de, deneyimledikleri her şeyi oyunda canlandırırlar.
Her çocuk için aynı terapi yöntemi mi uygulanır?
Hayır, her çocuk için aynı terapi yöntemi uygulanmaz. Terapi süreci; çocuğun yaşına, gelişimsel düzeyine, yaşadığı sorunun niteliğine ve kişilik özelliklerine göre değişiklik gösterecektir.
Oyun Terapisi Hangi Çocuklara Uygulanır?
Oyun terapisi genellikle 2-12 yaş aralığındaki çocuklara uygulanır.
Oyun terapisi hangi sorunlarda etkili olur?
Oyun terapisi aşağıda sıralanan konularda etkili olur:
- Benlik algısı problemleri
- Sorumluluk alamama
- Öz-yönetimsel olamama
- Kendini kabullenme güçlükleri
- Bağımlılık, özerklikte güçlük yaşama
- Bağımsız kararlar alamama
- Kontrol hissinde güçlük
- Başa çıkma süreçlerinde aşırı hassasiyet yaşama
- İçsel değerlendirme mekanizmasında güçlük
- Özgüven problemleri
Oyun terapisi çocukların duygularını nasıl ortaya çıkarır?
Çocuklar, duygularını oyunda göstererek:
- Hislerinin kabul edilebilir olduğunu öğrenirler, hislerini ifade etmek konusunda daha açık olurlar.
- Kendilerini duygusal düzeyde kabul etmeyi öğrenirler.
- Kendilerini kabul etmeyi öğrendiklerinde, başkalarını da kabul etmeyi öğrenirler.
- Çocuklar; öz denetim becerilerini geliştirirken, ifade özgürlüğünü sorumluluk bilinciyle kullanmayı öğrenirler.
- Çocuklar duygularına sorumlulukla hakim olmayı öğrendikçe, bu hisler tarafından kontrol edilmekten kurtulurlar.
- Kendilerinin sorumluluğunu almayı öğrenirler ve bu sorumluluğun nasıl bir his olduğunu keşfederler.
- Sorunlarla başa çıkarken yaratıcı ve becerikli olmayı öğrenirler.
- Kendi kararlarını almalarına izin verildiği için, öz-denetim ve öz-yönelim becerilerini geliştirirler.
- Seçim yapmayı ve seçimlerinin sorumluluğunu taşımayı, seçenek sunma sürecinde deneyim yoluyla öğrenirler.
Çocuk terapide sadece oyun mu oynar?
Oyun, terapist için önemli mesajlar ortaya çıkarabilir. Örneğin:
- Çocuğun neler yaşadığı,
- Çocuğun yaşadıklarına nasıl karşılık verdiği,
- Çocuğun dilekleri, istekleri ve ihtiyaçları,
- Çocuğun benlik algısı.
Oyun, terapiste şunları sunar:
- Çocuğun dünyasına tam olarak girebilme olanağı,
- Çocuğun somut ve şimdiye dair ifadeleri,
- Böylelikle, çocuğun geçmişteki değil, şimdiki davranışlarına, söylemlerine ve duygularına karşılık verme olanağı,
- Çocuk kabul edilişini ve iletişimi ne kadar içten hissederse, benliği de bu denli büyük bir genişlemeye uğrar.
Oyun terapisinin faydaları nelerdir?
Çocuklar için oyun oynamak çok önemlidir. Oyun, en doğal öğrenme ortamıdır. Duyguların dışavurumunu sağlar. Çocuğun korkutucu, karmaşık olaylarla baş etme becerisini artırır. Dil gelişimini hızlandırır. Oyun, çocuğun kendi özgür dünyasıdır. Gerçeği, hayalden ayırt etmesini kolaylaştırır. Empati kavramını geliştirir. Lider olma özelliğini güçlendirir. Çocukların ortak dili ve ilişki kurma yoludur. Çocuğun sosyalleşmesini sağlar. Çocuğun olumlu kişilik özelliklerini pekiştirir. Kendi hakkını korurken başkalarının hakkına da saygı göstermeyi, iş birliği yapmayı, paylaşmayı kazandırır.
Gelişim testleri neyi ölçer?
Çocukların gelişimsel süreçlerini takip etmek ve olası sorunları erken dönemde tespit etmek amacıyla çeşitli gelişim testleri kullanılır. Bu testlerin her biri, hitap ettiği yaş grubu ve ölçtüğü beceri alanları bakımından farklılık gösterir.
Örneğin Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE); 0-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimini ‘dil-bilişsel’, ‘ince motor’, ‘kaba motor’ ve ‘sosyal beceri-öz bakım’ olmak üzere dört farklı alanda değerlendirir. Gesell Gelişim Figürleri Testi ise 3-10 yaş grubuna uygulanarak çocuğun motor becerilerini, görsel algısını, görsel hafızasını, el-göz koordinasyonunu ve küçük kas gelişimini ölçmeyi hedefler.
Çocuğumun gelişimi yaşına uygun mu nasıl anlaşılır?
Çocuğun gelişimsel düzeyinin yaşına uygunluğu; detaylı anamnez, klinik gözlem ve çeşitli gelişim testlerinin birlikte değerlendirilmesiyle saptanır.
Dikkat ve öğrenme problemleri nasıl değerlendirilir?
Çocuklarda dikkat ve öğrenme sorunlarının tespiti, kapsamlı ve çok boyutlu bir değerlendirme sürecini gerektirir. Bu doğrultuda aileden alınan detaylı anamnez, seans sırasındaki klinik gözlemler ve uygulanan testler bir bütün halinde yorumlanarak değerlendirme tamamlanır. Moxo Dikkat Testi, bunlardan bir tanesidir.
Test sonuçları ebeveynlerle nasıl paylaşılır?
Süreç, öncelikle testin amacını ve kapsamını ebeveynlere aktarmakla başlar. Sonuçlar sadece istatistiksel veriler olarak değil, bu bulguların çocuk üzerindeki anlamları açıklanarak sunulur. Son aşamada ise ortaya çıkan tabloya uygun bir yol haritası belirlenir.
Çocuğum terapiye gitmek istemezse ne yapılır?
Aile en baştan çocuğa terapiye neden gidileceğini dürüstçe anlatmalıdır. Kandırmak, yalan söylemek doğru olmaz. Doktora gidilmediği, iğne olmayı gerektirmeyeceği, çocukla konuşarak, oyun oynayarak problemlerinin çözülmesine yardım edileceği düzgünce anlatılmalıdır.
Örneğin öfke problemleri olan bir çocuğa terapiye neden gittiği şu şekilde söylenebilir: “Ali, zaman zaman çok sinirlendiğin oluyor. Hepimiz zaman zaman çok sinirleniyoruz. Ama sen sinirlendiğinde istemeden bana, kardeşine, kendine, arkadaşlarına zarar verebiliyorsun. Bu davranışın için endişeliyiz o yüzden sana yardım edebilecek bir abla/abi var. Ona gideceğiz. O bu konu hakkında bize yardım edecek, ne yapmamız gerektiğini söyleyecek. Sadece sana değil bize de yol gösterecek. Bu yüzden gideceğiz.”
Çocuk hangi yaşta olursa olsun, bu açıklama yapılmalıdır.
Aile tarafından çocuk, terapiste problemlerini anlatması konusunda zorlanmamalıdır. Terapist, anlattırma yolunu bulacaktır.
Terapiden sonra evde nasıl davranmalıyım?
Çocuk terapi sürecinde, terapist bakımverenlere bilgilendirmelerde bulunacak ve psikoeğitim verecektir. Çocuğun yaşadığı zorluğa göre psikoeğitimin içeriği değişiklik gösterecektir. En önemli noktalardan biri bakımverenlerin terapist ile iş birliği içinde olmasıdır. “Seni öğretmenine söyleyeceğim” yaklaşımında olduğu gibi çocuğu terapiste şikayet etmekle tehdit etmek doğru bir yaklaşım olmayacak ve terapötik ilişkiyi zedeleyecektir.
Çocuk, terapi odasında neler olduğuna ve neler konuşulduğuna dair açıklama yapması için zorlanmamalıdır. Çocuk isterse her şeyi anlatabilir ancak istemiyorsa ona alan tanınmalıdır.
Bakımverenler çocuklarını gözlemleyebilir. Terapistin bilmesi gerektiğini düşündüğü olumlu ya da olumsuz noktaları terapide terapistle paylaşabilirler.
“Hala düzelmedin” gibi cümleler sürece bir katkı sağlamaz. Olumlu değişimler pekiştirilmeli, henüz değişmeyen problematik davranışlar için de çocuğa zaman tanınmalıdır. “Seni anlıyorum”, “Hikaye anlatmanı seviyorum”, “Yanında mutlu oluyorum” gibi cümleler destekleyici olacaktır.
Çocukla çalışmak kadar anne babanın da kendi sorunları için yardım alması sürece olumlu etki eder. Hatta bazı durumlarda anne babanın sorunlarını halletmesi evin atmosferini etkileyeceği için çocuğun yardım almasına gerek bile kalmayabilir. Çocuklarının yaşadığı sorunlar ebeveynlerini çok üzer ve ona yardımcı olmayı çok isterler. Tıpkı uçaklarda yapılan hatırlatmalar gibi bir sorun olduğunda oksijen maskesini önce kendinize sonra çocuklarınıza takmanız gerekir. Çünkü kendisi yardıma ihtiyaç duyan biri, başkasına kolay kolay yardım edemez. Bu sebeple ebeveynlerin kendi aralarındaki sorunları çözmeleri uygun olacaktır.
Terapinin işe yaradığını nasıl anlarız?
Çocuğun başvuru sebebine göre iyileşme belirtileri değişiklik gösterecektir. Genel olarak çocuğun duygu, davranış ve düşüncelerindeki olumlu değişiklikler iyileşmeyi düşündürür. Problematik davranışların sönmesi amaçlanır.
Çocuk terapisi çocuğumu etiketler mi?
Çocuğun terapiye gitmesi çocuğu etiketlemek için değildir. Çocuğun zorluklarını ve becerilerini çok daha iyi tanımlamak amaçlanır. Tanılar, semptomlar zaman içinde değişebilir. Önemli olan çocuğun desteğe ihtiyacı olduğu alanları fark etmek ve ona yardımcı olmak için onun dünyasını anlamaktır.
Son Yazılar.

Ankara’da klinik psikolog ile yapılan görüşmeler genellikle haftada bir veya iki kez olacak şekilde planlanır. Tedavi süreci, danışanın ihtiyaçlarına ve belirlenen terapi planına göre şekillenir. Görüşmeler devam ettikçe, danışanın belirtilerinde iyileşme sağlanması hedeflenir.

